FufuD

9/10
·208 syf.··
2025 6. kitabı
Bu kitabı 10 Kasım anısına paylaşıyorum. Üstünde şöyle yazıyor ki herkes kitabı bununla bilir: Atatürk’ün okul müfredatına konulmasını istediği kitap. Kitap Finlandiya’nın Rus himayesinden çıkıp nasıl küllerinden doğduğunu anlatıyor. Bence köy enstitülerinin fikir babalığı da Atatürk’ün Snellman’a duyduğu hayranlıktan geliyor. Snellman, Atatürk gibi adammış. 1881 yılında ölmüş, Atatürk’ün doğduğu yılda. (Belki de ikisi aynı kişi). Atatürk bu kitabı okumamızı istedi, çünkü ömrünün bize iyi bir yurttaş, öğretmen, bilim insanı olmanın ne demek olduğunu gösterecek kadar uzun olmadığını biliyordu. Eğer gerçekten, Atatürk’ün dediği gibi, bu kitap müfredatta yerini alsaydı, şu an bambaşka bir Türkiye’de olurduk. 21. yüzyılın en zor yanı, evrimsel süreçteki farklı insanlarla bir arada yaşamak. Kitapta bir nevi ilkel beyinleri geliştirmenin ve medeniyet seviyesine çıkarmanın yolları yazıyor. Böyle homojen bir grupla yaşamayı hayal etmek bile güzel. Öte yandan, Atatürk’ü anlamanın yollarından birinin de, bu kitabı okumaktan geçtiğini savunuyorum. İlkelerinin temeli Snellman’e mi dayanıyor acaba? Ben Atatürk’ün Snellman’dan çok etkilendiğini düşünüyorum. Okuduğunuzda, ikisi arasındaki bu benzerliği göreceksiniz.
Beyaz Zambaklar ÜlkesiGrigory Petrov · Ayrıntı Yayınları · 2020124,4bin okunma
Reklam
5/10
·363 syf.··
2025 4. kitabı
·
36 günde okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2025 16:37
Yazarın bu kitabı ailesini ifşalayarak intikam için yazdığını düşünüyorum, çünkü kitap bir otobiyografi. Kitabın üstünde “21.yy’ın en iyi 100 kitabı” yazıyor. Gerçekten mi! Çevirisi mi vasat, orijinalinde mi anlatım bozukluğu var, anlamadım. Nasıl olmuş da bu kitap Türkiye’de 13.baskıya ulaşmış? Hikayede çok kopukluk var. Yarısına kadar çok zor okudum. Sonra hikaye akıcılık kazanıyor. İmkansızlıklar veya zorluklar içinde okumaya, var olmaya çalışan bir bireyin hikayesi. Okula gitmemiş, yarım yamalak bir eğitimle Cambrige kazanmış Tara’nın hikayesi. Bu bireyin başarısı mı, kilisenin desteği mi ben emin olamadım ama, başarı olarak pompalanmış. Okumazsanız bir şey kaybetmeyeceğiniz, okuduğunuzda da pek kazancınızın olmayacağı bir kitap.
TalebeTara Westover · Domingo Yayınevi · 20194,754 okunma
Ütopyalar güzeldir
Puan vermedi·200 syf.··
2024 2. kitabı
Kadınlar Ülkesi bir ütopyadır ve ütopyalar güzeldir. Dünyanın kuytu bir köşesinde, sadece kadınların yaşadığı, dolayısıyla anaerkil bir ülke var. Kadınlar eşeysiz ürüyor. Kadınlar Ülkesi’nin kadınları erkeklerden korkmaz. Neden korksunlar ki? Hiçbir şekilde ürkek değiller. Zayıf değiller; hepsinin de güçlü, talimli, atletik vücutları var. Kadınlar Ülkesi’nin kadınları tek Tanrılı dinleri de “farklı” buluyor. Tanrının, onun için bir şey yapılmasına ihtiyaç duymadığını savunuyorlar. Orası farklı bir ülke. Kimse bencil değil, savaş yok, bulaşıcı hastalık yok. Zihinleri “biz” üzerine evrilmiş. Tek amaçları yaşam kalitelerini yükseltmek. Bunun için el birliğiyle çabalamışlar. Bir feminist olan Charlotte bu kitapta feminizmi ilmek ilmek işlediği çok akıcı bir roman yazmış. Kitabı ben çok sevdim. Adını duyunca içeriğinin böyle olacağını tahmin etmemiştim. Bu kitabı okurken aklıma sürekli Ursula’nın Mülksüzler kitabı geldi. Eğer Mülksüzler’i sevdiyseniz, bunu da seversiniz. Keyifli okumalar.
Edebiyat & Roman
Kadınlar ÜlkesiCharlotte Perkins Gilman · İş Bankası Kültür Yayınları · 202119,7bin okunma
Aldatmak...
8/10
·70 syf.··
2023 71. kitabı
Harper Lee bir kitabında (hatta tek kitabında) şöyle diyor; “okuma yetimi kaybetmekten korkuncaya dek okumayı asla sevmedim”. Korku… Aldatanın korkusunu anlatıyor. Bu bir aldatma hikayesi değil, aldatanın kaybedeceklerini anladığında hissettiği buhranlardan bahsediyor. Kaybedileceklerin başında “düzen” geliyor. Konfor bozulmasın. Yani kişi yine kendini düşünüyor. Stefan’ın kahramınını erkek mi sandınız? Yok kadın… Erkekler daha çok aldatır sanıyoruz, ama öyle değil. Ben artık “herkes aldatır sevdiğini” dizelerinin doğruluğuna inanıyorum sanırım.
Edebiyat & Roman
KorkuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2022124,7bin okunma
10/10
·94 syf.··
2023 66. kitabı
Kitap Napoli Liman’ından hareket eden bir gemide geçse de, anlatılanlar gemideki yolculardan birinin yolculuk öncesi hayatını anlatıyor. İnanılmaz bir akıcılıkla anlatıyor. Kitap “Yardım etmek insani bir görev midir” diye soruyor bize. “Görev de bir yerde biter… Kendi hayatımızı ve sorumluluklarımızı düşünmeye başladığımız yerde biter… Bşr yerde bitmek zorunda… Bitmeli… Ya da belki herkesin dışında doktorlar için bitmemeli mi? Bir doktor Latince kelimelerle dolu bir diploması olduğu için her zaman hayat kurtarmaya mı koşmalı, herkese yardım etmeye hazır mı olmalı, gerçekten hayatını çöpe mi atmalı, ruhundan fedakarlık mı etmeli…” İşte kitap bir doktorun bu düşünceler arasında sıkışmasında neden olan hikayesini ve dağılan psikolojisini anlatıyor. Not: Kitabın çevresini Ersin Cengiz yapmış. Birçok kez direkt yerine “direk” yazmış. Türkçe’nin doğru kullanımı adına profesyonellerinin ve yayınevlerinin bunlara daha çok dikkat etmesi gerekiyor.
Edebiyat & Roman
Amok KoşucusuStefan Zweig · Olympia Yayınları · 0134,4bin okunma
Reklam