Fulya Pirim

Fulya Pirim
@FulyaPirim

Fulya Pirim

, bir kitap okudu
Puan vermedi·412 syf.·
168 günde okudu
·
2018 2. kitabı
Yuval Noah Harari
8.7/10 · 42,6bin okunma
Reklam
Kaynanasına kocasını yakıp kavurmak için getirdiği taşların otların haberini verdi, Erkeğin koynuna uyurken girmek lazım geldiğine, uyuyan erkeğin, koynuna giren kadını peri kızı sanıp büyülendiğine dair duyduklarını, dinlediklerini anlattı. Atiye oğlunun büyü tutacak bir oğula benzemediğini, büyü tutsa bile, büyünün bir kez denizin üstünden geçtikten sonra bozulduğunu gelinine duyurdu. Yaktığı karabiberlerin sanki neden işe yaramadığını sordu. ...Neden sonra Halit gölge gibi içeri süzüldü. Zekiye onun geldiğini anlar anlamaz tuzak uykusuna yattı. Halit usulca yatağına sokuldu. Bir-iki dönüp uykuya geçti. Zekiye kımıl kımıl kalkıp Halit'in yanına gitti. Bir hevesle koynuna girdi. Hevesi kursağında kaldı. Ne etti, ne dediyse, Halit cinli gibi bağırarak yerinden doğruldu. Onun bağırmasına masallarla, dileklerle, sitemlerle uyuyan kim varsa uyandı. Atiye koşup gelinini Halit'in elinden kurtardı. Zekiye peri kızı olamadı. Gece yarısı ağlayan gelin oldu.
Sayfa 227 - İletişim·Kitabı okudu
Dirmit o bahar, geceleri yine gizlice tulumbanın başına indi. Şafakla beraber, su yollarından geçip köyün bahçelerine girdi. Bir pürçelik toplamaya gitti, bir akkayanın yamacında kangal kesti. Çedene tarlalarında döne döne kuş yuvası aradı. Ama bir türlü öğretmenini aklından çıkaramadı. Rüzgâra sordu, bulutlara sordu, göçmen kuşlara sordu. Sonunda gelip evlerinin çatal kapısının önüne durdu. Bağıra bağıra gelip geçen atlının yolunu çevirdi. Ellerini kaldırıp kamyonların önüne geçti. Köye gelen çerçiye, çadır açan çingeneye "Komünist ne?" diye sordu. Atiye oklavayı çekip Dirmit'in peşine düştü. Bir ağılın başına kadar kovaladı, bir taşladı. Yalvarmayla ağlamayla kızını bu meraktan kurtaramayacağını anlayınca, "Aha komünist, geberesice," diye ona bulutları yara yara köyün üstünden geçen bir uçağı gösterdi. Dirmit annesine inandı, "Komünist"i uçak sandı.
Sayfa 48 - İletişim·Kitabı okudu
Bu öğretmen, Alacüvek'in çocuklarına, altın kuş masalını, "Çobanım, Çobanım" şarkısını, bir de "Arayı Kim Kesti” oyununu öğrettikten sonra gitti. Yerine gelense, Alacüvek'e bir bavul dolusu kitap, ütü diye bir şey, bir de "Bilen bilmeyeni dövecek" diye bir kural getirdi. Bu kural sayesinde, pısırıklar okumayı herkesten çabuk söktüler. Kerrat cetvelini su gibi ezberlediler. Sokakta kendilerine dayak atanlardan, tahta başında intikam aldılar. Tahta başında dayak yiyen, okuldan çıkar çıkmaz kendisine vuranın kafasını yardı. Kafası yarılan ertesi gün okulda öğretmen ne sorduysa bildi. Sonunda köyün çocuğu birbirine düştü. Ceplerine, eteklerine taş doldurup birbirlerinin yolunu gözlemekten okula gidemez oldular. Kavga az zamanda büyüklere sıçradı. Çolak Dudu'yla, Sümüklü Möhübe pınarın başında "Al! Al!" diye karşılıklı kıçlarını dövüp çamaşır tokaçlarıyla birbirlerine saldırdılar. Sümüklü Möhübe'nin kafası yarıldı. Çolak Dudu'nun entarisi yırtıldı. Üç güne kalmadan da Alacüvek'te kulağı kuyruğu kesilmedik eşek, içine işenmedik kuyu, domuz yağı sürülmedik kapı kalmadı.
Sayfa 20 - İletişim·Kitabı okudu