Kaynanasına kocasını yakıp kavurmak için getirdiği taşların otların haberini verdi, Erkeğin koynuna uyurken girmek lazım geldiğine, uyuyan erkeğin, koynuna giren kadını peri kızı sanıp büyülendiğine dair duyduklarını, dinlediklerini anlattı. Atiye oğlunun büyü tutacak bir oğula benzemediğini, büyü tutsa bile, büyünün bir kez denizin üstünden geçtikten sonra bozulduğunu gelinine duyurdu. Yaktığı karabiberlerin sanki neden işe yaramadığını sordu.
...Neden sonra Halit gölge gibi içeri süzüldü. Zekiye onun geldiğini anlar anlamaz tuzak uykusuna yattı. Halit usulca yatağına sokuldu. Bir-iki dönüp uykuya geçti. Zekiye kımıl kımıl kalkıp Halit'in yanına gitti. Bir hevesle koynuna girdi. Hevesi kursağında kaldı. Ne etti, ne dediyse, Halit cinli gibi bağırarak yerinden doğruldu. Onun bağırmasına masallarla, dileklerle, sitemlerle uyuyan kim varsa uyandı. Atiye koşup gelinini Halit'in elinden kurtardı. Zekiye peri kızı olamadı. Gece yarısı ağlayan gelin oldu.