Fulya Pirim

Fulya Pirim
@FulyaPirim
Düşünülebilir Düşünceler
Yakın geçmişte bakışlarını aşk ve boşanma konularına çeviren evrimsel psikoloji uzmanlarının, birbirine âşık olan iki insanın, üç yıla varan bir süre boyunca heyecan ve coşkunun zirvede dolaştığı bir dönem yaşadığını fark etmeleri uzun sürmedi. Bu dönem boyunca vücut ve beyindeki iç sinyaller sözcüğün tam anlamıyla birer aşk iksiridir. Sonra inişe geçilir. Evrimsel bakış açısından, bir çocuk yetiştirmek için gereken süreyi aştıktan sonra (ortalama dört yıl), seçtiğimiz eşe duyduğumuz ilginin azalmasına programlanmışızdır. Psikolog Helen Fisher, tıpkı tilkiler gibi programlandığımız görüşündedir: Tilkiler üreme mevsiminde eş bağı kurar, yavrular biraz olgunlaşana kadar birlikte kalır sonra da yollarını ayırırlar. Neredeyse altmış ülkede boşanma olgusunu araştıran Fisher, boşanma girişimlerinin, varsayımıyla tutarlı biçimde evliliğin yaklaşık dördüncü yılında zirveye ulaştığını fark etmiştir. Araştırmacıya göre vücutta üretilen "aşk iksirleri" erkek ile kadını yavruların sağkalım olasılığını yükseltmeye yetecek kadar bir arada tutmaya yarayan etkili mekanizmanın parçası olmaktan öte bir şey değildir. İki ebeveyn, sağkalım açısından tek bir ebeveynden daha avantajlıdır; bu güvenceyi sağlama almanın yolu ise, onları bir arada kalmaya ikna etmekten geçer.
Sayfa 100 - Domingo·Kitabı okudu
Bilim
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hayat adamları ve dindarlar
Bu hayatta maddenin çamuruna batmış olan ruh, bedenin bağlantılarıyla bağlıdır; maddeye bağlılık onu, hakikati görmekten, hakikatten yararlanmaktan alıkoyar. …Ama ruhu maddi şeylerin üzerine yükselten, dindarlık sevgisi olunca, bu sefer delilik belki öncekiyle tamamen aynı olmasa da, ona çok benzer. Buna tutulmuş kişiler Platon’un mağara efsanesini, o zekice tasarlanmış efsaneyi gerçekleştirirler. Bu filozof, içinde zincire vurulmuş insanların gölge ve görünüşten başka bir şey görmedikleri bir mağara tasarladı; insanlardan biri mağaradan kurtulur, gerçek varlıkları görür, sonra gelip arkadaşlarına şöyle der: “Siz ne kadar mutsuzsunuz! Sadece boş gölgeler görüyorsunuz, bunlardan başka hiçbir şeyin var olmadığına inanmakla da büyük bir yanılgıya düşüyorsunuz. Gerçek varlıklar bu mağaranın dışında. Ben onları biraz önce gördüm.” Bu bilge, bu sözle mutsuzların yanılgılarına, deliliklerine üzülüp dururken bunlar da ona deli gözüyle bakar, onunla alay eder ve onu kovalar, işte hayat adamlarıyla dindarların bir tasviri. Duyularla algılanabilen şeylerle uğraşan birinciler, bunlar dışında bir varlık olmadığına inanmaya eğilimlidirler; dindarlar tam tersine, madde ile ilgisi olan ne varsa hor görür, ruhlarını görünmez ruhi varlıkların seyrine yükseltirler.
Sayfa 238 - TutkuYayınevi·Kitabı okudu
Yersiz Özsaygı
Özsaygı her tarafa bin bir tarzda mutluluk yaymıyor mu? Biri, maymundan daha çirkin olduğu halde kendini Niera kadar güzel zanneder. Diğeri, kendini bir ikinci Eukleides olarak görür. Pergel yardımıyla bile olsa birkaç eğri çizmeyi başarmıştır. Bir üçüncü, müziğe, kılıktan yana doğanın en büyük sillesini yemiş eşekten daha fazla yeteneği olmadığı, sesi horozun sesi kadar berbat olduğu halde, Hermogenes kadar iyi şarkı söylediğini sanır. …Bununla beraber, bütün deliler kendilerini alkışlayan başka deliler bulurlar. Bir şey ne kadar sağduyunun karşıtı ise, o kadar çok hayranı kendine çeker.
Sayfa 126 - TutkuYayınevi·Kitabı okudu

Fulya Pirim

, bir kitap okudu
Puan vermedi·275 syf.·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Ekim 2017 00:00
·
2017 22. kitabı
Desiderius Erasmus
7.3/10 · 15,2bin okunma
Evlilik
İnsan türünün yayılmasına yarayan kısım o kadar tuhaf, o kadar komiktir ki, onu gülmeden anamayız. Fakat bütün varlıkların hayatı, Pisagor sayılarından çok, bu kutsal kaynaktan akar. Hem samimi olalım, önceden bilge bir insan sıfatıyla, evliliğin sakıncalarını göz önüne alsaydı, hangi ölümlü evlenirdi? Hangi kadın gebeliğin rahatsızlıklarını, doğurmanın acılarını, tehlikelerini ve eğitimin yüklediği usandırıcı işleri ciddi olarak düşünseydi, bir erkeğin baştan çıkarıcılığına kendini kaptırırdı? Halbuki hayatı, evlenmeye borçlusunuz, evlenmeler de benim cariyelerimden 'Bunaklık' tarafından kurulurlar. O halde bana minnet borçlusunuz! Sonra, bir kadın, bütün bu sıkıntıları çektikten sonra, benim aziz dostum 'Unutma' tanrıçası, onu etkilemeseydi, kendini bu sıkıntılara bir kez daha sokar mıydı?
Sayfa 33 - Tutku Yayınevi·Kitabı okudu