@_aysegulgenc_ bir kitap yazıyor kısacık oluyor baktığında hemen olur bitiririm diyorsun ama bitmiyor. Kitabı okumuyorsunuz adeta içinde yaşıyor, içinizde yaşatıyorsunuz...
Daha önce okuduğum #kuğuboynu ve #kalbinarkaodası kitaplarında da aynı şeyleri yaşamıştım.
Yazar bir kitapta bize dünyanın tüm sorunlarını ele aldırıp aslında bu da vardı dedirtiyor. Kalemini çok seviyor ve neredeyse her cümlenin altını çiziyorum. Kalemine, zihnine ve pek tabiki kalbine sağlık.
Kitapta bir cinayet ve o cinayete tanıklık eden canlı cansız kişilerin beyanları ve hayat hikayeleri yer alıyor. Yazar her konuya bu kadar can sıkmadan ama can yakarak nasıl temas edebiliyor bilmiyorum. Zihnimde günlerce değil aylarca dolaşacak bu cümleleri kurmak için ne yaptı nasıl çalıştı merak ediyorum. Umarım bi gün tanışıp konuşmak nasip olur.
Tıpkı yenilgi yenilgi büyüyen zafer gibi gurbet gurbet büyüyen bir memleket de vardır.
Tüm çocukların suretleri ekranlarımızda asılıyken aslında her biri içten içe terk ediyor bizi. Her bir çocuk "Hanzala" gibi sırtını dönüyor yaşadığınız hayata. Biz onların fotoğrafları ile meşgulken onlar bizi bir peygamber masumiyeti ile uyarıp kayboluyorlar.
Anlamıyor musunuz?
Anlamıyorsunuz!
Şehrin medeniyet ve kültürü yansıttığı o eski günlerde "ölümü hatırlamak" ve "ölüme tanık olmak" insanları birleştiren bir unsurdu...
Şimdilerde ölümü unutmak için bir araya geliyor insanlar...
Yalnızlığın panzehiridir yardım etmek.
Ayşegül GençÇile Kırgını
"Ben bir şifacı değilim" diyor Kemal Sayar.
Ancak nasıl oluyor bilmiyorum yaralarımı tıpkı bir şifacı gibi sarıyor dıstan içe değil içten dışa hem de öyle bir sarmak ki acaba iyileşir mi geçer mi diye dahi düşünmüyorum çünkü amacı iyileştirmek değil yarayı bana yararlı hale getirmek. Sanki elinde bir alet varmış da içerde benim bile haberim olmayan yaraları, kanamaları buluyormuş ve tedavi ediyormuş gibi...
Kemal Sayar bu kitabında psikoloji bilimi ile edebiyatı öyle güzel harmanlamış ki her satırı not almalık, her sözü mottoluk.
Zor zamanlardan geçtim, geçiyorum, gececeğim ve biliyorum kitaplar her zaman dermansız kalan dizlerim için sağ elimdeki baston olacaklar.
İyi kitaplar
İyi yazarlar
Ve tabi ki dostlar
İyi ki varlar...
İstifadeli okumalar...
M. Kemal SayarBaşı Sınuklar İçin Kılavuz
Merve Safa Likoğlu sosyal medyadan da takip ettiğim konuşmalarını, sohbetlerini severek dinlediğim biriydi. Kitabının haberini alınca çok sevindim. Zira sohbetini dinlemek keyifli olsa da her zaman açıp bakılabilecek bir kaynak olarak matbû bir şeylerin olması daha işlevsel zannımca.
Söz uçar yazı kalır en nihayetinde.
Aslında müslümanım diyen herkesin az çok bildiği (bilmesi gereken)konuları ele almış hanımefendi. Ancak çoğumuzun belki de bilmediği ince yerlerin var olduğunu fark ettim. Beş vakit kıldığımız namazın dâhi detaylarında Allah muhafaza eksiklerimiz olabiliyomuş. Bu açıdan kaynak kitap niteliğinde olduğu kanaatindeyim. Farz ibadetleri, bu ibadetlerin gerekliliklerini ve dahası nafile ibadetleri tek tek anlatan bir eser olmuş. Ben kendi açımdan feyizli buldum. Bin bilsek de bir bilene danışmak akıl almak her zaman daha kârlıdır diye düşünüyorum. İstifadeli okumalar...
Irvin D. Yalom kaleminden okuduğum üçüncü kitap ve kesinliklee geriye kalan kitaplarını da okumam gerektiği konusunda beni teşvik eden bir çalışma olmuş. Kitapta 10 tane farklı kişi, hayat ve temel psikolojik sorun ele alınıyor. Farklı bakış açıları katan bu on farklı deneyim ve ön farklı psikoterapi sunuyor. Yazarın ve karakterlerin içsel yolculukları bizlere de ışık tutar nitelikte. Okunmalı dediklerimden...
"Eğer daha iyiye giden bir yol varsa, bu en kötüye eksiksiz bir bakışı gerektirir."
"Aşk bir varoluş biçimidir " vurulmak"değil "vermek" tir;bir tek insanla sınırlanmış bir eylem değil genel anlamda bir ilişki kurma biçimidir. "
"Pek çok dostluk ya da evlilik, insanların birbirleriyle ilişki kurması ve birbirini sevmesi yerine, bir kişinin bir diğerini yalnızlığa karşı bir kalkan olarak kullanması nedeniyle başarısızlığa uğramaştır. "
Ömür İklim Demir den okuduğum üçünçü kitap, ikinci öykü türünde eser. Yazarın kendine has üslubunu, öyküleri birbirine bağlayışını okuduğum Muhtelif Evhamlar Kitabı da da beğenmiştim. Bu kitapta da tıpatıp olmasa da benzerlikler içermesi, tanıdıklık hissi çok iyi geldi.
Kitapta birbiriyle bir şekilde kesişen ondört öykü bulunmakta. Hepsi hem aynı hem de ayrı. Yazar sizi kendine katıp sizinle bir olup geziyor,gezdiriyor kahramanlarının mahallelerinde,sokaklarında.
Kalemini, hayal alemini beğenip her daim takdir etmeye çalıştığım yazarın daha çok yazmasını ve daha çok okunmasını diliyorum.
insanın kendinden ibaret kalıp yine kendine gömülmesi ve insanın kendinden ibaret kalıp yine kendine gömülmesi ve insanın kendinden ibaret kalıp yine kendine gömülmesi ve hiç ara vermeden kendini tekrar etmesi ve tekrar ettikçe kendi içinde onlarca yüzlerrce özerk bölgeye, küçük küçük beyliklere ayrılması, gerilmesi, gerilmesi, gerilmesi ve içinde savaş çıkması, içinden tankların geçmesi-içinde kendiyle savaşması ve kendini yiyip bitirip yine kendinden ibaret kalması, korkunç bir döngu. O nedenle bazen apartmanın karşısındaki duvara şöyle yazmak istiyorum: Haydi göm göm göm, kendinden geriye kalan cesetleri. Kürek tutsun ellerin, kalem değil!
Keyifli okumalar