Mark Twain, "İnsan nedir?" sorusuyla kaliteli tespitlerinin yanı sıra farkında olmadığımız bencilliklerimizi ve neden bir makineden fazlası olmadığımızı açıklıyor.Yazar diyor ki: “İnsanın ne olduğunu; neden yapıldığı, kalıtımla aldıkları, çevresel etkiler ve ilişkilerle belirlenir. O sadece dış etkilerle harekete geçirilir, yönlendirilir. Hiçbir şeye, bir düşünceye bile kaynaklık edemez.”
İnsan nedir? diye sorulunca neler gelir aklımıza oysaki. Bu kitabı okuyunca insanları ne kadar abartmışız ne kadar yüceltmişiz gözümüzde diyoruz. İnsanlarla ilgili o perde gözümüzün önünden kalkıyor sanki. İnsanlar olarak nasıl da dışa bağımlıyız aslında.
Mark Twain insan olmaya dair bildiğimiz birçok olguyu çürütüp çöpe atmamıza neden olurken aynı zamanda çok farklı bakış açıları kazandırıyor bizlere. Kitapta genç adam ve yaşlı adam olmak üzere sadece iki kahraman yer alıyor ve bizler onların diyaloglarını okuyoruz.
Yaşlı adam İnsanın bir makineden farksız olduğunu, insanın dış etkiler sayesinde çalışan bir otomat olduğunu ve sandığının aksine hiç de özgür bir iradeye sahip olmadığını,
hiçbir şeyi ilk olarak kendisinin oluşturamayacağını illaki dış bir etken ve dürttü ile harekete geçebileceğini, insanın her eyleminin altında kendi onayını güvenceye almak olduğunu, birisine iyilik dahi yapıyor olsa ilk olarak kendisini düşündüğünü savunuyor ve bunların hepsini örneklerle açıklıyor. Genç adam ise yaşlı adamın görüşüne itiraz ediyor detaylandırmasını istiyor
Yardımların da kötülüklerin de insanın kendini rahatlattığını anlatıyor. Sevgi, nefret, iyilik, kötülük, hırs, öfke.. Bütün duyguların kaynağının insanın kendi içinde olduğunu anlatıyor. İnsan ne ile mutlu oluyorsa, ne ile kendi rızasını alıyorsa o duyguyu seçiyor.
Hayatı farklı açıdan değerlendirerek insan olduğunuzu