"Hiçbir ütopya, toplumun bütün bireylerine sonsuza dek tatmin sağlayamaz."
#kitapyorumu Bilim-Kurgu edebiyatının üç büyük ustasının birinin elinden çıkan bu kült eser gerçek bilim ile kurgulanmış ve sadece bilim değil;sanat,sosyoloji,din,tarih gibi öğeleri ile de bizlerin kafasını açıyor. Ve bunların hepsini edebiyattan uzaklaşmadan çok akıcı ve anlaşılır bir dil ile yapıyor.
Kitap 3 ana bölümden oluşuyor ve insanlığın yaklaşık 150 yıllını okuyoruz.
Bu kitap arka kapağın sonunda yazdığı gibi ütopta ve distopya arasındaki ince çizgiden ziyade insanlığın gerçekten bir ütopya isteyip istemediğini soruyor. Toplumlar altın çağını yaşasada insan soru sormayı asla bırakmıyor. Çok sevdiğim bir sözde insan için" Karnı doyduğu halde sorun çıkaran tek varlık"diye bahseder. Bu kitapta da bilimde,ulaşılabilirlikte ve suç oranlarında ne kadar refaha ulaşsada insan memnuniyetsizlik ve nedenlerden kopamayışını görüyoruz. Ve bir şey daha görüyoruzki evrenin büyüklüğüne karşı insan o kadar küçücük ki. Belki "Her şey benim için. Ben insanım." Demekten kurtulup evrene göre sadece bir kum tanesi kadar olduğumuzu kabullenirsek çocukluğumuz sona erer.
Alıntılar:
"Milletin tembel süngerlere dönüşmesine şaşmamalı;her daim emiyorlar,ama asla üretmiyorlar. İnsanların günde ortalama kaç saat televizyon izlediğini biliyor musun?
Yakında kimse kendi hayatını yaşamıyor olacak. Televizyon dizilerindeki aileleri izlemekten başka şeylere vakit kalmayacak.!"(1950'de yazılan bir kitapta bugünün insanını görmek hayret edilesi.) "Dolu bir beyin asla sıkılmazdı." "Fakat tüm ütopyaların baş düşmanı olan can sıkıntısının pençesine düşmemişlerdi henüz."