Bizse, hep yaşayacağımız vehmiyle şu anda yapabileceklerimizi, hep sonraya erteleyip duruyoruz.
İçimizde, sürekli yaşayacakmışız gibi bir duyguya
sahip oluşumuz, kuşkusuz, Allah'ın bir lütfudur. Yoksa yaşadığımızın tadını almazdık. Yoksa içimizden bir şeyler yapma isteği gelmezdi. Belki hayata karşı kötürümleşirdik. Ancak, sürekli yaşayacağımız duygusu bizi kandırmamalıdır. Bütün nefslerin ölümü tadacağı muhakkaktır.
Artık şiddetin ve vahşetin diliyle konuşmayan, bir Müslümanlar kalmıştır. Fakat bu yeterli mi? Müslümanlar arasında acaba kaç tanesi asıl “büyük cihat”a, nefsiyle cihat etmeye çıkabilmiştir? Ve kaç tanesi nefsiyle cihat etmenin yolunu, yöntemini doğru dürüst bilebilmektedir? Kaç kişi nefsini nasıl murakabe, muhasebe, muhakeme edebileceğini bilebilmektedir?