Barış yıldız

Barış yıldız
@Fyodor36
ZİYARET ( çok yakında ) kitabının yazarı
insan en çok o eşikte yorulur, ne tamamen dışarıya ait hisseder kendini, ne de içindeki karanlığa tam anlamıyla iner, bir adım atsa kendinden kaçacak gibi, durursa kendiyle yüzleşecek gibi, garip bir sıkışmışlık bu, sanki iki pencere arasında kalmış bir ruh, hangisini açsa biraz eksilecek. Oysa insan, en derin yaralarını hep içeride saklar ve en büyük yalnızlığını kalabalıkların ortasında yaşar, dışarı baktığında anlaşılmayı ister, içeri baktığında ise çoğu zaman kendinden bile saklanır, ve belki de bu yüzden korkutucudur her iki yol, biri seni dünyaya savurur, diğeri sana kendini gösterir. Ama şunu fark ettim, insan o iki pencereden birini seçmek zorunda değil, asıl olan, o korkuya rağmen bakabilmek, içine baktığında kaçmamayı öğrenmek, dışarı baktığında da kendini unutmamak, çünkü bir gün, ne dışarısı kalacak ne de içerisi, geriye sadece yüzleşebildiğin kadar sen kalacaksın.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
insanın kendinden kaçabileceği bir yer de yok, bunu geç fark ettim, çünkü insan nereye giderse gitsin kendi gölgesini de yanında götürüyor. Bazen gece sessizliğinde otururken düşünürüm, bütün bu iç konuşmalar, bu bitmeyen hesaplaşmalar gerçekten gerekli mi diye, sonra gülümserim, çünkü gerekli olup olmaması hiçbir şeyi değiştirmiyor. İnsan düşündüğü için değil, düşünmeden duramadığı için düşünür. İşte benim trajedim de burada başlıyor sanırım. Huzuru aradım, anlamı aradım, kendimi aradım ama insan bazen aradığını bulduğunda bile rahatlamıyor, çünkü o zaman yeni bir soru doğuyor, daha karanlık, daha derin bir soru. Belki de insanın kaderi budur, bir cevap bulmak değil, cevapların peşinde yavaş yavaş eskimek. Ve gariptir, bütün bu yorgunluğun içinde yine de yaşamaya devam ederiz, sanki içimizde küçük ama inatçı bir şey var, her şeye rağmen sabahı görmek isteyen bir şey. Ben o şeye umut demiyorum, çünkü umut fazla temiz bir kelime, benim içimdeki şey daha çok alışkanlığa benziyor, yaşama alışkanlığına. İnsan bazen yaşamak istediği için değil, sadece hâlâ yaşıyor olduğu için yaşamaya devam eder.

Barış yıldız

, bir kitap okudu
10/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
Feyyaz Yiğit
6.9/10 · 875 okunma
10/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
8-9 Senedir Kendimi İyi Hissetmiyorum insanın gündelik hayatın içinde yavaş yavaş biriken o tuhaf yorgunluğunu anlatan, mizah ile melankoliyi aynı cümlenin içinde taşıyabilen bir kitaptır. Feyyaz Yiğit burada büyük olaylar anlatmaz, küçük anların tuhaf düşüncelerin ve insanın kendi zihninde dolaşan garip cümlelerin peşinden gider, ilk bakışta sade ve hafif görünen bu anlatının içinde modern insanın yalnızlığı ve iç sıkıntısı gizlidir. Feyyaz Yiğit’in yazısındaki en ilginç taraf komik olanla hüzünlü olanın aynı yerde durmasıdır, okur bir satırda gülümserken bir sonraki satırda o düşüncenin içindeki boşluğu fark eder, bu yüzden kitap yalnızca güldüren bir metin değil insanın kendi zihnindeki dağınık düşüncelere de ayna tutar. Kitap boyunca anlatıcı hayatın içindeki küçük gariplikleri fark eder ve sıradan olayların içinde tuhaf bir anlam arar, bu arayış çoğu zaman ciddi bir sonuca varmaz ama zaten samimiyet de buradan gelir çünkü hayat çoğu zaman büyük cevaplar vermez yalnızca küçük ve tuhaf sorular bırakır. Kitap bittiğinde geriye büyük bir ders değil tanıdık bir düşünce kalır, bazen insanın içindeki o huzursuzluk geçmez ama hayat yine de devam eder.
8-9 Senedir Kendimi İyi HissetmiyorumFeyyaz Yiğit · Okuyan Us Yayınları · 2015875 okunma
İnsanın kendi içine fazla bakması bazen bir hastalık gibi geliyor bana, evet kabul ediyorum, çünkü insan içini kurcaladıkça orada düzenli bir dünya bulacağını sanıyor ama karşısına çıkan şey çoğu zaman dağınık bir oda oluyor, kırık düşünceler, yarım kalmış arzular ve garip bir utanç duygusu. Ben de uzun zaman kendimi anlamaya çalıştım, sanki anlayınca her şey çözülecekmiş gibi, ama insanın kendini çözmesi bazen yeni bir düğüm atmaktan başka bir işe yaramıyor. İnsan bir gün fark ediyor ki huzur dediğimiz şey bir zafer değil, sadece kısa bir ateş yakmak gibi, biraz ısınıyorsun ve sonra ateş sönüyor. Garip olan şu ki, insan bunu bildiği halde yine umut ediyor. İşte insanın en gülünç tarafı da burada başlıyor sanırım, çünkü bile bile yanılan tek canlı biziz. Ben artık bununla kavga etmiyorum. İçimdeki huzursuzlukla anlaşma yaptım diyebilirim. O beni bırakmıyor, ben de onu kovmuyorum, çünkü insan bazen mutlu olmak için değil, sadece kendi çelişkileriyle yaşamayı öğrenmek için var gibi geliyor bana.