Bazı kitaplar sadece bir hikâye anlatmaz, aynı zamanda okuyucunun ruhuna işler. Martin Eden de tam olarak böyle bir eser benim için. Jack London, sınıf farklarını, bireyin kendi kendini eğitme çabasını ve başarı uğruna verilen mücadeleyi öyle etkileyici bir şekilde anlatıyor ki, Martin'in hayallerine kapılıp gidiyorsunuz.
Martin’in karakter gelişimi, romantik bir hayranlıktan entelektüel bir uyanışa dönüşüyor. Ancak zirveye ulaştığında, oranın düşündüğü kadar muhteşem olmadığını fark etmesi, okuyucuya büyük bir hayat dersi veriyor. Kapitalist toplumun sert gerçeklerini gözler önüne seren bu kitap, aynı zamanda bireyselliği ve sanatçının toplumdaki yerini sorguluyor. Sonuyla ise içimde bir boşluk bıraktı… Okuduğum en etkileyici karakter dönüşümlerinden biriydi.