Akıcı bir dille yazılmış olan bu kitap, Sovyet dönemindeki çalışma kamplarını ve o dönemde insanların yaşadığı zorlukları etkileyici bir şekilde gözler önüne seriyor. İnsanların değişen ve ağır şartlara nasıl adapte olabildiğini anlamak adına mutlaka okunması gereken bir eser. Ayrıca yazarın, sıradan bir günü tekrar hissi oluşturmadan detaylı ve sürükleyici biçimde anlatması da takdiri hak ediyor. Kesinlikle okunmasını tavsiye ederim.
Gömülü Dev, unutmanın bir lütuf değil, bilinçli bir tercih olabileceğini hatırlatan sessiz bir roman. Ishiguro, barışın bazen adalet pahasına kurulduğunu ima ederken, okuru rahatsız edici bir soruyla baş başa bırakır: Hatırlamak mı daha insanca, yoksa unutmak mı daha güvenli?
Axl ve Beatrice’in yolculuğu bir arayıştan çok, ertelenmiş bir yüzleşmedir. Fantastik atmosfer kaçış sunmaz; aksine bastırılmış suçları ve susturulmuş hafızayı görünür kılar.
Kitap bittiğinde geriye şu düşünce kalır: Bazı toplumlar geçmişi hatırlayacak kadar cesur olmadıkları için sakin görünür. Ama hiçbir hafıza sonsuza kadar gömülü kalmaz.
Murphy’ye göre olumlu düşünceler ve telkinler, hayatımızda mutluluk, sağlık ve başarıyı artırabilir.İlham verici ve hayatı pozitif görmeye teşvik ediyor.
Bazı iddiaları bilimsel temelden yoksun ve tekrarlar fazla, her şeyi sadece düşünceyle çözebileceğimiz izlenimi verebilir.
Gerçekten etkileyiciydi. 1912’de yazılmış olmasına rağmen günümüze çok şey söylüyor. Salgınla medeniyetin çöküşünü okumak ürkütücüydü. En çok da yaşlı profesörün torunlarına eski dünyayı anlatırken onların buna masalmış gibi bakması aklımda kaldı. Bence insan uygarlığının aslında ne kadar kırılgan olduğunu çok iyi gösteriyor.
Yazar , insanların toplumsal kitle hareketlerine nasıl ve neden katıldığını , lider tiplerinin kitlelere peşinden nasıl sürüklediğini sade ve anlaşılır bir dille anlatıyor. Kitap , zaman zaman hayatınızdan kesitler sunan zaman zamansa yok artık dedirtecek genellemeler içeriyor. Eksiğiyle fazlasıyla okunmaya değer bir eser.