Evrim yahut biyoloji tarihi (yani hayatın kendisi) en güçlü olanı değil, "değişen koşullara en iyi uyum sağlayanları" seçer, sistem böyle kurgulanmıştır.
Her canlı kendi özel yaşam alanı anlamına gelen 'habitat'ta yaşar. Çünkü tüm bedensel ve zihinsel donanımları o habitatın gereksinimleri ile en uyumlu olacak şekilde ayarlanmıştır. Insan ise var olan neredeyse tüm doğal koşullara uyumsuz bir bedene sahip olduğundan hayatta kalmak için muhakkak çevresinde ve kendinde "dikkate değer" değişiklikler yapmak zorundadır.
Bir biyolog olarak sizi temin ederim, bu anlamda (en azından şuana kadar) bizim gibi ikinci bir canlı türü bulamazsınız.
Insanın bu farklı tutumu elbette ki kendine ve tabiata bakan herkesin aklını kurcalar. Bu dünyaya ait değil gibi gözüken, adeta uzaydan gelmiş bir acayip yaratık gibi gözüken bu canlının durumu, izâha muhtaçtır.
Kuranın başlangıcında fatihada yer alan bu ilk duada, Rabbimizden istikamet üzere olmayı talep etmemiz belirtilir. Yaradana müracaatta ilk sıra müstakim yola hidayettir(hidayetin bir sonraki sayfada tanımı; insanın doğru yolu bulabilmesi için ilahi rehberliğe ihtiyacı olarak özetlenmiş)
Bundan dolayıdır ki bir müminin her gün namazda defalarca Allah'tan istediği 'istikamet' olmuştur.