Allah,İsmail''i de hiç incitmeden,kendine kurban olmakla şereflendirmişti./Bu,insanın olgunlaşmasının,bencillik ve hayvanî arzulardan kurtularak hürriyete erişinin hikâyesidir.(Sen de)İbrahim gibi,Ismail''ini seçip Mina''ya getirmelisin.Kimdir İsmail''in?Kendin bileceksin,başkasının bilmesine gerek yok.Eşin olabilir,yeteneğin,işin,cinsiyetin, gücün,rütben,mevkiin vs.olabilir./Onu hayatında arayıp bulmalısın.Eğer Allah-ü Tealâ''ya yaklaşmak istiyorsan,İsmail''ini Mina''da kurban etmelisin./İsmail yerine bir koyun kesmek''kurban''dır,fakat yalnızca kurban kesmek için bir koyun kurban etmek ''kasaplık''tır.
Lev Tolstoy’un dediği gibi, “Tüm muhteşem hikâyeler iki şekilde başlar: Ya bir insan bir yolculuğa çıkar ya da şehre bir yabancı gelir.” İşte Beni Kör Kuyularda da böylesi bir durum söz konusu.
Insanın dört zindanı bu şekildedir:
Birincisi: İrade sahibi insanın, doğa’nın(Natüralizmin) baskısında olması.
İkincisi: Tarihin baskısı.
Üçüncüsü: Sosyolojizm.
“…insan ilk zindandan, ‘Doğa’ zindanından bilincini, irade ve yaratıcılığını, doğayı tanımakla yani bilimle kurtulabilir ve elde edebilir. İkinci zindan olan ‘Historizm’ zindanından tarih felsefesini ve tarihsel determinizmin nasıl yönlendirebileceğini kavramakla, tarih bilimi ile kurtulabilir. Üçüncü zindan olan ‘Sosyolojizm’ zindanından (toplumsal düzen zindanından) da bireyler, yine bilim ile kurtulabilir ve kendi toplumsal düzenlerinin kurucusunu olabilirler.” (s:50)
Dördüncüsü: Kendi’mdir, yani kendisi/kendi zindanı. İnsanın ilk üç zindanı kendisini kuşatırken ve bunları yıkmak daha kolayken, kendi zindanı kişinin içinde olduğu için onu yıkmak en zor olanıdır. Özellikle çağdaş insanın düştüğü anlamsızlık ve boşluk duygusu, Şeriati’ye göre bu zindanın tutsağı olmaktan kaynaklanmaktadır. Ne yapacağı konusunda güç sahibi olan bu çağdaş insan, ne yapması gerektiği konusunda çaresiz kalmış ve hastalıkla hasta birleştiği için çözüm daha da zorlaşmıştır. Diğer bir zorluk da bu zindandan insanın bilimle çıkamayacak olmasıdır, çünkü bilimin kendisi de tutsaktır. Bilimi yapan tutsak insandır. Bu tutsak insan, kendi içindeki özgür ben’i algılayamayan; ancak salt ve genel anlamıyla bir insan/kendi olarak algılayabilendir.