Henüz orta yaşlarında iken Atinalı devlet adamı ve politikacı olan Perikles'in daveti üzerine, Atina'ya yerleşmiş ve otuz yıl burada yaşamıştır. Bu seyahatinden yüzyıllar sonra tarih kitapları felsefeyi Yunanistan'a taşıyan kişi olduğunu yazacaklardır. Çünkü bilindiği gibi felsefe, Avrupa kıtasında filizlenip yeşermeden çok önce Anadolu topraklarında doğmuş ve ilk ünlü felsefecilerin yetiştiği yer olmuştur.
Herakleitos'u sinirli ve uyumsuz bir mizaca sahip olarak görenler de vardı, ona “ağlayan filozof" yakıştırması yapıp melankolik bulanlar da. Fakat gerçekte Herakleitos'un böyle görünmesine sebep olan insanların kurduğu yalancı düzeni, adaletsiz ve ahmakça bulmasıydı.
Hesiodos'a göre insan ırkı bir öncekinden daha yozlaşmış beş ırka ayrılır. Bunları şöyle sıralamıştır: Altın, Gümüş, Bronz, Kahramanlar ve Demir çağları. Ona göre insanlık, başta adil ve hakkaniyetli iken çağlar geçtikçe yozlaşmış ve ahlaki değerlerini yitirmeye başlamıştır. Kendisinin de haksızlıkların olduğu bir çağda yaşadığını düşünür ve gelecekte insanlığın adalete ve ahlaka değer vermediği çağda kaçınılmaz olarak kendi sonunu getireceğini böylelikle yok olacağını öngörür. Böyle bir sondan kaçınmanın tek yolunun güçlünün güçsüzü ezip hükmetmemesi, adil ve hakkaniyetli olunması yoluyla mümkün olabileceğini öğütler.