Beni hem tatmin eden hem üzen bir kelime aradığımda sadece “unutma”yı bulabiliyorum. Artık hiçbir şey hatırlamamak, hatırlamadan bakmak, Anlaşılmaz’ın karşısında gözleri açık vaziyette uyumak.
Gezegenin öğlelerini ve geceyarılarını hiç sevmedim; sabırsızlıkla, saatlerin ve saatleri dolduran o korkunun olmadığı, iklimlerin olmadığı bir dünya bekledim; yılların ağırlığı altında ölümlülerin iç çekişlerinden nefret ettim. Amaçsız ve arzusuz an nerede? Ya düşüşlerin ve hayatın sezgisine kapalı olan o ilk münhallik nerede? Hiçliğin coğrafyasını, bilinmeyen denizleri ve verimli ışınların rezaletinden arınmış- başka bir güneşi aradım; önermelerin ve adaların garkolacakları kuşkucu bir okyanus, bilgiden usanmış, uyuşturucu ve sakin, uçsuz bucaksız bir sıvı aradım.