Aşık olduğun için özgürlüğünden vazgeçmek seni yüceltir ama sevdiğin birinin yaşamını sınırlamak seni alçaltır. Başkasının hayatını zindana çevirenler, farkında olmadan kendilerini de o duvarların arkasında sokarlar. Çünkü her mahkumun bir gardiyana ihtiyacı vardır. Asla sevdiğin insanların gardiyana olma. Ne yaparsan yap, kimsenin özgürlüğünü zorla elinden alınmasına izin verme; ne yaparsan yap, başkalarının özgürlüğünü elinden alma.
Zorbalıkla, güçle, dayatmayla insana bir çok şey yaptırabilirsin. Ama sevgisini, saygısını, hayranlığını kazanamazsın. O sebepten, kötülük ne kadar ilginç, ne kadar cazip olursa olsun iyilikten ayrılmamalısın.
Unutma, hayat cesurları sever. Başına gelebilecek her türlü belayı göze almalısın. İster teke tek kavga olsun, ister karşına bir ordu çıksın bileğin sağlam, yüreğin pek, iraden direngen olmalı. Ama şunu da aklından çıkarma, cesaret ancak haklı olduğun zaman bir anlam kazanır. Kötülüğün emrine girmiş bir kılıç zorbalıktan başka işe yaramaz. Başkalarının haklarını gasp etmek için gösterilen cesaret zulümdür.
Kitabın ilk yarısını büyük bir ilgi ve heyecanla okudum ancak bir yerden sonra çok fazla tekrara düştü ve bu da beni sıktı. 1 ay gibi uzuuun bir sürede anca bitirebildim. Sevmedim diyemem ama okumasam da olurmuş açıkcası… Kişisel gelişim türünde çok fazla kitap okuduğum için ana temaya zaten yabancı değildim.. Bir de kitaptaki Ma sanki Piraye Hanım’mış da, bu kitap da onun atölyelerine katılım sağlanması (özendirmesi) amacı ile yazılmış hissi uyandırdı bende. Evet, atölyelerine katılmayı, dönüşmeyi çok isterim ama eğitimlerin fiyatları bir hayli el yakıyor.. Oysa kitaptaki Ma karakteri Mina’nın dönüşümüne yardımcı olduğunda, ben bu işi para için yapmıyorum gibi bir şeyler söylemişti…