Bozkırın sonsuzluğunda bir yolculuğa çıktım. Sabahları kitabın sayfalarını araladıkça içime derin, geniş bir huzur yayıldı. Cengiz Aytmatov’un kelimeleri, Kazakistan’ın uçsuz bucaksız topraklarında yankılanan bir rüzgâr gibi içimde dolaştı. Develer, çöl, kış, askerler ve hatta uzayın sonsuzluğu… Hepsi bir aradaydı.
Ama en çok Nayman Ana’nın haykırışı içimde iz bıraktı. Oğlunun hafızasını yitirişine duyduğu çaresizlik, anneliğin zaman ve mekân tanımayan gücü, beni derinden sarstı. Rayhmanlı Ağa’nın kardeşine yalvarışı ise başka bir acıyı fısıldadı kulağıma—bir insanın, hayatın getirdiği ağırlık karşısında eğilişi, ama asla tamamen kırılmayışı.
Ve sonra Yedigey... Onun sadakati beni en çok etkileyen şey oldu. Bir dosta, bir hatıraya bu kadar bağlı olmak… Günümüzde böylesine sağlam dostluklar var mı? Bilmiyorum. Ama Yedigey’in Kazangap’a olan vefası bana unuttuğumuz değerleri hatırlattı. Bu kitabı okurken, insan olmanın ne anlama geldiğini tekrar düşündüm.
Fantastik bir kitap , Samanthanın hayal gücü eksikleri beklentileri ve isteklerini ele veriyor. Samantha muhtemelen asosyal bir kadın. Dışlanmaktan da çok korkan bir karakter.Bu yüzden "Çocuksal tavırlarıyla dikkat çeken bir arkadaş grubu"nun içinde buluyor kendini. Samantha ,Bu arkadaş grubuna Tavşanlar lakabını kendisi taktığı yetmiyor gibi her birine bir lakap bulmakta zorlanmamış. Maalesef Samanthamızın bir sorunu var fazla afyon kullanıyor. Samantha bunca histeriyle nasıl yaşıyor anlam veremezsiniz ,emin olun tavşanlar .Kitap hayvanları Fantastik dünyaya zorlama konusunda Felix Salton'un "Bambi"sini anımsatıyor tabi ki yanından bile geçemeyerek.Asıl soru ;Bu kitaba "Goodreams Okur ödülleri'nde Korku romanı finalistliği neden verildiği? Bu romanı okurken korkan insanlar var mı ? Ciddi olamazsınız tavşanlar! Buarada yeni yılınız kutlu olsun Samantha ve gerçek olmaya bir buçuk kala jonah ! Nice try diddy.
Dünyanın en iyi aşk hikayesiymiş ..Kime göre neye göre ama bana göre değil. Büyük bir beklentiye girmemeli. Sakince öyle bir kafa dağıtayım diye okunmalıdır.
Harika bir kitapla tanıştığımı okurken hissetmiştim ama biterken ne kadar daha harika olabileceğini düşünememiştim.
Duygularda güçle, olağanüstü iz bırakan bir serüven.
Güzel sade bir hikaye. Bir kaç inceleme yazısını gördüm. Yazıların yüzde doksanı Kino isimli karakterin aç gözlülüğünden bahsetmiş. Ben öyle düşünmüyorum. Neden elinde ki fırsatı iyi değerlendirmek varken heba etsin?Neden hayallerini azla yitinmek için harcasın? Peşinden koştuğu her şey kötü mü sonuçlanmak zorunda?
İnciJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 202349,7bin okunma