‘..bugünün insanı pek çok bakımdan barbarlık çağı insanından daha üstün görüşlü olduğu halde, aklın, bilginin gösterdiği yoldan gitmeye bir türlü alışamamıştır.’
Sayfa 26 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
‘Oradaki, o sahnedeki Hamlet iki kişi: yaşayan genç adam ve ölmüş baba. Hem hayatta hem de ölü. Kocası yapabileceği tek şekilde, oğullarını hayata döndürmüş. Hayalet konuşurken, Agnes kocasının bunu yazarak, hayalet rolünü bizzat oynayarak oğluyla yer değiştirdiğini görüyor. Oğlunu hayata döndürüp kendisi ölmüş; ölümün onu pençeleri arasına almasına izin verip oğlunun hayatını kurtarmış. "Ne korkunç şey! Ne korkunç! Ne korkunç!" diye mırıldanıyor kocası hayaletin sesiyle, ölürken çektiği acıyı hatırlayarak. Kocasının her babanın yapmak isteyeceği şeyi yaptığını, oğlunun yerine acı çektiğini, onun yerine geçtiğini, oğlu yaşasın diye onun yerine kendini feda ettiğini görüyor Agnes.’
‘Agnes'ın, etrafındaki herkesin suspus olduğunu fark etmemesi mümkün değil. Kimseden ses çıkmıyor. Kimse kıpırdamıyor. Herkes tamamıyla oyunculara ve söylediklerine odaklanmış. O itişip kakışan, ıslık çalan, atışan, turta yiyen güruh gitmiş, yerine huşu içinde sessizce izleyen bir cemaat gelmiş. Bir büyücü ya da cadı değneğini tiyatronun üzerinden geçirmiş de herkesi taş yapmış sanki.’