‘Hitler ise müzikten, Wagner dışında, zerre kadar anlamamıştır, zaten kendisi de müzisyen değil, mimar olmak istemiştir, mimar, ressam, şehir planlamacısı filan. Gene de o kadar olsun özeleştiri yeteneğine sahipti Hitler, bütün şeyliğine.. ölçüsüzlüğüne rağmen. Müzisyenler zaten nasyonal sosyalizme o kadar açık olmamışlardır. Bakın, Furtwängler, Richard Strauss vesaire bir yana, biliyorum, zor kişiler bunlar ama bütün bu müzisyenlere olduklarından fazla yüklenilmiştir, çünkü hiçbiri politik anlamda Nazi değildi, asla. Nazizm ve müzik -isterseniz açın Furtwängler'i okuyun- imkânı yok bir araya gelmez şeylerdir. Asla!
Elbet o zaman da müzik yapılmadı değil. Gayet tabii! Müzik öyle ha deyince bitivermez ki! Karl Böhm ustamız örneğin, sanatının doruğunda o zamanlar. Ya da Karajan. Kendisini Fransızlar bile işgal altındaki Paris'te coşkuyla karşılamıştır; öte yandan toplama kampındaki mahkümların da kendi orkestraları vardı, bildiğim kadarıyla. Aynı şekilde, daha sonra bizim savaş tutsaklarımızın da onların tutsak kamplarında orkestraları olduğu gibi. Çünkü müzik insani bir şeydir. Politikanın, dünyada olup bitenin ötesinde bir şey. Bütün insanlığa özgü bir şey, diyebilirim, insan ruhunu ve insan beynini oluşturan bir temel unsur. Ve müzik her zaman olacaktır, Doğu olsun batı olsun her yerde, gerek Güney Afrika'da gerekse İskandinavya'da, gerek Brezilya'da, gerekse Gulag Takımadaları'nda. Müzik, haliyle, metafizik bir şey olduğu için. Anlıyorsunuz, değil mi, metafizik, yani sırf fiziksel türden olan varlığın ötesinde, zamanın ve tarihin ve politikanın ve fakirin ve zenginin ve hayatın ve ölümün ötesinde. Müzik sonsuzdur. Goethe şöyle der: "Müzik öyle yücedir ki hiçbir akıl sırrına eremez; müzikten, her şeye egemen olan ve kimsenin hesabını tutamayacağı bir etki yayılır."