Kitap okuma yerin olarak evin, bize şimdi kitapların senin hayatındaki yerlerini gösterebilecek; onlar senin için önüne inşa ettiğin dış dünyayı senden uzak tutan koruyucu bir duvar mıdır, bir rüya mıdır uyuşturu içine dalmak gibi içine daldığın, yoksa dışarıya yönelik açtığın köprüler midir, o çok merak ettiğin, enlem ve boylamını kitaplarla genişletmek ve çoğaltmak istediğin dış dünya köprüleri.
İtalo Calvino'nun "Bir kış gecesi eğer bir yolcu" kitabını okumaya yelteniyorsun. Rahatla. Toparla kendini. Diğer tüm düşünceleri bir kenara at. Çevreni belirsizliğe terket. En iyisi mi kapını ört, (çünkü) diğer yanda televizyon sürekli olarak çalışıyor. Diğerlerine de baştan bildir, de ki: "Hayır, ben televizyon seyretmek istemiyorum!" Sesini yükselt, aksi takdirde seni duymazlar. "Okuyorum ben! Rahatsız edilmek istemiyorum!"
Belki bu gürültüde işitmemişlerdir, daha sesli söyle, bağır: "Italo Calvino'nun yeni romanını okumaya başlıyorum!" Ama dilersen de söyleme, istemiyorsan; umarım seni rahat bırakırlar.
Aslında kararlaştırılmış olan, buradan geçerken iz bırakmamamdı. Oysa ben, sürekli izler bırakıyorum: kimseyle konuşmadığımda iz bırakıyorum, ağzını açmayan birisi olarak, konuştuğumda iz bırakıyorum, çünkü her söylenen söz, ünlem işareti ile veya onsuz, dönüp geri gelmesi mümkün olan kalıcı bir sözdür.