Demek ki kurumlar, üniformalar, talimatlar, ilişkiler, onların da kendilerini seçmelerine engelliyordu. İnsan doğası gereği çıplak doğup çıplak ölüyordu ama üzerine giydiği giysiler, ruhunu ve kişiliğini, önceden belirlenmiş bu şekillere kurban ediyordu. Koşullanma üzerine kurulu eğitimlerden geçen insanlar kendini nasıl seçebilirdi ki.
“Sevgi de aşk da bir imtihandır ki, sıklıkla birbirinin yerine geçip kalpleri yanıltır.Hakikatte sevgi ile aşk arasındaki ilişki cömertlik ile israf, tutumluluk ile cimrilik arasındaki ilişki gibidir. Nasıl ki cömertliği aşan şeye israf, tutumluluğu aşan şeye cimrilik deriz? Aşk dedikleri,sevginin bir adım ötesidir.”
“Aşkı öğrenmek için Bahşı, mutluluğa değil hasrete, hicrana, firkate, ayrılığa ihtiyacın olduğunu bilmelisin. Aşkın azığı mutluluk değil kederdir, üzüntüdür, Elemdir.”