Daha sonra ise anladık ki gevezelik etmek, hep yaralarımızdan söz edip durmak bir işe yaramıyor, sadece bayağılığa ve doktrinciliğe neden oluyor; gördük ki, bilgiçlerimiz öncü ve gerçekçi diye adlandırılırken aklıevvellerimiz de hiçbir işe yaramıyorlar. Boş işlerle uğraşıyoruz, sanattan, bilinçsiz yapıtlardan, parlementarizmden, avukatlıktan ve daha bilmem nelerden söz ediyoruz. Oysa bu sırada bizim asıl meselemiz bir lokma ekmekti, kaba kör inançlar bizi boğmaktaydı, bütün anonim şirketlerimiz yeterince namuslu insan bulunmadığı içib batıyordu. Köylümüzün sırf meyhanede kagayo çekip sarhoş olmak için kendi malını bile çalmaya seve seve hazır olması yüzünden hükümetin üzerinde uğraşıp durduğu özgürlüğün bize bir hayrının olup olmayacağı bile tartışmalıydı.