Dünyanın en derin çukuru, doğal yollardan oluşmuş on bir bin metre derinliginde bir deliktir. Ve o deliğin dibinde olduğunu benim kadar hissedebilen başka kimse yoktu o an yeryüzünde
Onun toprağına ekilip orada büyümüş bir fidan gibi onun iklimine, rüzgarına, suyuna uygun biçimde gelişmiştim, ona bagimliydim, onu kalabalik bir havaalaninda, bir istasyonda, bir mitingde uzaktan görsem bile en küçük bir hareketiyle dalgalanip heyecanlanirdim
O benim büyücü Merlinim, tanrıça hekatemdi. Onun buyusunden kurtulamazdim, onun verdiği mutluluğu başka kimse veremezdi. Bunu hissediyordum. Ona böylesine bağımlı olmak, bana onu asla kaybetmeye eğime dair garip bir guven duygusu da bagisliyordu.