Demek ki buraların ormanını kesip pıtrak gibi yazlık siteler yapan, otel diken, denizi dolduran,tepelerde maden arayan,dağları yaralayan şehirliler, denizimizi de elimizden alıyor diye düşündüler. Babalarının dedelerinin köyü korumak gibi dertleri olmamıştı hiç. Çünkü eski zamanlarda kimse ağaçlarına, havalarına, denizlerine zarar vermiyordu. Akıllarına bile gelmezdi böyle bir şey. Ne var ki artık dışardan gelen saldırganların kendi doğalarını sahiplenerek, zarar verme çabalarını öfkeyle izliyorlardı.
Allah sabır versin dediler, valla bence de versin,dedim . Ne olur versin, hatta sabır neredeyse gidip alayım, ağacı varsa toplayayım, çiçeği varsa dikeyim, taşı varsa alıp boynuma asayım, sabır yağmur olup aksın altında Islanayım istedim.
Aklını dolduran tek şey; nasibinin seni bir gün mutlaka bulduguydu. Her şey insana yazılıyor diye düşündü ama bazen ulaşmıyor. Bilmediğimiz nedenlerle dolaşıp duruyor hayatın içinde. Bazen yanından geçiyor insan yazgısının, bazen elinden tutuyor ama uçup gidiyor. Sonra bir gün hiç hesapta yokken, hiç beklemezken, başka alemlerdeki seyrini tamamlıyor senin olan şey, çıkıp geliyor ve seni buluyor.