Kitap konusu itibariyle farklı ve dikkat çekici bir kurguya sahip. Yazar, tüm insanların kör olduğu bir yerde bile düzenin ve sistemin nasıl şekillendiğini zekice yedirmiş kurguya. Aslında konuya baktığımızda çok imkânsız ve bizden uzak görünse de, inanın değil. Okudukça kendi dünyanızla öyle güzel uyuşturuyorsunuz ki, zamanla ne çok şeye kendi isteğimizle kör kalmışız diye düşünüyorsunuz. Kitabın distopya türünde bir eser olması bu düşünceyi destekliyor aslında. Körlük’ün nerede, hangi ülkede geçtiğini bilmesek de bir yerlere uydurmaya çalışmak çok zor olmayacaktır.
Bir kitabı okuyup bitirdiğiniz zaman, bunu yazan keşke çok yakın bir arkadaşım olsaydı da, canım her istediğinde onu telefonla arayıp konuşabilseydim diyorsanız, o kitap bence gerçekten iyidir.
Hayattan öğrendiğim bir şey var. Her yerde kötülük çok kuvvetli ve zor yeniliyor. İyilik daha zayıf kalıyor.”
En sevdiğiniz Zülfü Livaneli kitabını yazar mısınız?