bir mütefekkir

bir mütefekkir
@Gazali_Akademi
link.dolap.com/rwemk6 Dolap kullanıcı adı @ikincielkitapcin
Puan vermedi·139 syf.·
2026 44. kitabı
Ali Himmet Berki son dönem Osmanlı hukuku ile medeni kanun hakkında derin bilgilere sahip olan bir kişidir. Bu bakımdan yaptığı çalışmalar kıymeti haizdir. Bu sebeple Berki’nin çalışmaları gerek islamî ilimlerle uğraşan kişiler için gerek medeni kanunla ilgilinenler için kıymetli bir mukayese eseridir. Bu bağlamda vakıflar genel müdürlüğünün yapmış olduğu bu çalışma tarihçiler ve hukukçular için önemli bir eser niteliği taşımaktadır.
1000Kitap
Vakıf Hukuku YazılarıAli Himmet Berki · Vakıflar Genel Müdürlüğü Yayınları · 20131 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
ta­ nıdığım bir zat 35 bin liraya aldığı icareteynli bir arsanın mülkiyetini, 200 lira mukabilinde uhdesine geçirttirmiştir. Bu vakıfların tasfiyesi düşünülürken tasarruf ve mülkiyet hakları kıymetleri ve vakıf kıymeti nispeti tâyin olunarak, tâviz bedeli ona göre tâyin olunmalı idi, fakat böyle olmamıştır. Ekseriyetle İs­ tanbul ve diğer büyük şehirlerde bulunan mukataalı ve icareteynli vakıfların böyle cüz’î bir ivaz mukabilinde mu­tasarrıfları namına tescili, yüz binler­ce vakfın elden çıkmasına ve telâfisi mümkün olmayacak büyük zararlara sebep olmuştur ki, vakıfların maruz kaldığı en büyük zıya’dır.
Alıntı
Ankara’da Bula Hatun vakfından böyle birçok mukataalı vakıf arsalar vardır ki, ücretleri senevî 100 - 200 ku­ ruş gibi cüz’î bir paradan ibarettir. Bu arsalar üzerine sonradan apartmanlar yapılmış ve ihtiva ettikleri daireler şunun bunun mülküne geçmiştir. Vaktile tayin olunan zemin ücretinin kimden isteneceğini anlamak mümkün değildir. Bu güçlük karşısında, vakfın mü­tevellisi takipten sarf-ı nazar etmiştir.
Alıntı
Vakıfların Son Dönem Osmanlı’da ki akıbeti
H. 1150 tarihin­ den sonra umumî ahlâka arız olan zaaf sebebi ile hayâ ve Allah korkusu bir tarafa bırakılarak bazı mütevelliler idarelerinde emanet olan müessesat-ı hayriyye ve fukaranın hakkı taallûk eden vakıfların vâridatını kısmen kendi umurlarına sarf etmiş ve hırsızlık ve hiyanetlerini türlü hilelerle devletin mürakabesinden gizlemeye muvaffak olmuşlar ve bu yüzden birçok müessesât-ı hayriyye harap olmuştur. Bu ka­ darla da kalmamış, vakfın akarlarını mülklerine geçirerek veya satarak, iha­nette bulunmuşlardır.
Alıntı
Eslâfın ahlâfda yadigâr bıraktığı vakıflar, vakıf hükümleri dairesinde idare olunmuş olsaydı, vakıf akar ve paraların vâridatı hayrî cihetleri temin ettikten sonra artan milyarlara baliğ olur ve cemiyyetin ihtiyat hazinesi ha­ lini alırdı. Maalesef böyle olmamış umumî ahlâk zayıfladıkça hatır ve ha­ yale gelmeyen ihmal, gaflet ve su’-i isti­ mallerle ve nihayet Vakıflar Kanunu ile en kıymetli akarat-ı vakfiyye elden çı­karılmak sureti ile ihtiyat hâzinesi ol­ mak şöyle dursun elde kalanları yaşa­ tabilmek için devletin yardımına muh­ taç bir hale gelmiştir.
Alıntı