Çünkü sanat, yeryüzünde ve insanların içinde olup bitenleri, çöplükle sarayı aynı hakikatten uzak ve güzelleştirici örtüye bürüyen ay ışığı gibi, tatlı bir yalan bulutunun arkasından göstermeye mecburdu...
Kitabı okumaya başladığımda çocuk kitabı okuduğumu düşündüm. Kelimeler o kadar yalın ve anlaşılırdı ki... Ama sonradan farkettim ki kitap doğrudan içimizdeki çocuk kalmış, saf ve temiz tarafımıza hitap ediyor. Çocuk yanımızdan çaldığımız zamanı ve o zamanı nasıl çaldığımızı anlatıyordu. Zamanın; aslında kalbimizden doğduğunu ve kalbimizi yaşamın güzelliklerine açıktıkça zamanın aynı oranda uzayıp güzelleştiğini anlatıyor. Bana tasavvufta erenlerin birbirine ettiği duayı hatırlattı, "Allah vaktine bereket ve güzellik versin" diyorlardı. Bu kitap onun mümkün olduğunu, gerçekle birebir örtüşen fantastik bir dille anlatmış. Daha söyleyecek çok şey var ama okuyup kendiniz görün isterim.