Stefan zweig
yazar denilince aklıma ilk gelen isimlerdendir. Duygu dünyasına hakimiyeti, kelimeleri duyguların üstünde raksettirmesi ile kısacık kitapta bize unutulması mümkün olmayan birkaç saat yaşatıyor. Nokta atışı cümleleri ve zeka kıvraklığı zihnimizin ulaşılması güç olan yerlerine rahatlıkla sezip bizi kendi dünyasında şekillendiriyor.
Bu kitapta yüzeysel olarak, kaybedişi anlatsa da derinlerde en acı gerçek olan kaçınılmaz sonu yani insanın ettiğini bulmasını işliyor. Baş karakterimjz olan madam de Prie hayatı boyunca elinde tuttuğu gücü bir anda kaybedişin yükünü, kendi ile asla tanışmamış olmanın yabancılığını kaldıramayışı ile bize bizim maskelerimizi hatırlatıyor. Ve inanın bazı maskelerimiz ile ilk defa bu kitabı okurken tanışıyor olabiliriz.
Gücün, kudretin ne denli oyalayıcı olduğunu, bizi nasıl bir balona dönüştürebileceğini, ve içindeki hava söndükten sonra hayatımızın ne kadar işe yaramaz olduğunu düşündürebileceğini o kadar güzel anlatıyor ki, bazı kelimelerin derinliğini idrak edebilmemiz için bir kaç defa okumamız gerekebilir.
Stefan'ın tarzı ve verdiği derin mesajlar yine yanıltmadı beni. Gerçekten çok seviyorum onu.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Siz vazgeçtiğimi sanırken, ben yeşil rüyalarımı ayıklıyordum umutlarımın içinden. Hep bekleyin beni. Kelimelerimin ucunu bileyip geleceğim. Gzlyğt Gazel Yiğit