Gayenur Güveç

Gayenur Güveç
ig/gbooksy Kitapların fısıldadığı sırları duyan biri…
Puan vermedi·504 syf.··
2025 8. kitabı
·
39 günde okudu
·
Okunma: 12 Ekim 2025 18:59
Kayıp Tanrılar Ülkesi – Ahmet Ümit Berlin’in gri sokaklarında, antik Bergama’nın efsaneleri yankılanıyor. Bir yanda Zeus’un öfkesi, diğer yanda modern çağın insanı: geçmişini unutmuş, köklerinden kopmuş, tanrısını bile unutur hâle gelmiş bir insanlık... Ahmet Ümit bu romanda yalnızca bir cinayeti değil, insanın içindeki karanlığı anlatıyor. Katilin kim olduğundan çok, onu o hale getiren duygular ilgilendiriyor yazarı. Kıskançlık, hırs, sevgisizlik, aidiyetsizlik… Hepsi bir araya gelip bir insanı nasıl “tanrı rolüne” sokabilir, işte onu gösteriyor bize. Okurken sadece katil kim diye merak etmedim aynı zamanda biz neyi öldürdük kendi içlerimizde diye de sordum devamlı kendime. Belki sevgiyi, belki inancı, belki de insanlığımızı... Çünkü bu hikâyede herkes biraz suçlu, herkesin içinde bir parça tanrı ve bir parça canavar var bunu çok güzel anlatmış yazar. Yer yer Zeusun uzunca olan söylevleri sıksada kitabın geneli benim için heyecan verici geçti. Yıldız Karasu karakterine ise bayıldım... Kendi köklerinden utanmadan, ama onlara da hapsolmadan yaşamanın mücadelesini yansıtmış bizlere... İki kültür arasında sıkışan Yıldız aslında biziz — geçmişini anlamaya çalışan ama bugünde de var olmaya çalışan insanlar. Roman boyunca mitoloji, tarih, sanat ve insan psikolojisi o kadar güzel iç içe geçiyor ki, sanki her sayfada antik bir tanrıyla modern bir insan konuşuyor. Ve en sonunda fark ediyorsun: Tanrı aslında hiç kaybolmadı. O bizim içimizde, kıskançlığımızda, sevgisizliğimizde, tutkularımızda yaşıyor. Ve bu kitap şunu düşündürdü bana herkesin tanrısı kendi içindedir. Herkes de önce içindekine hesap vermek zorundadır. En sevdiğim alıntısı: ister baba olsun, ister kral, isterse baştanrıı asla adaletten ayrılmamalı.
Kayıp Tanrılar ÜlkesiAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202328,1bin okunma
Reklam
Puan vermedi·404 syf.··
2025 7. kitabı
·
83 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2025 13:24
Bir kadının sesi tanrılar kadar güçlü olabilir mi? Bu soruyla başlayan bir kitap düşünün… Madeline Miller’ın Kirkesi tam anlamıyla büyüleyici! Yunan mitolojisine zaten ilgim vardı ama bu kitap mitolojik karakterlere bambaşka bir yerden bakmamı sağladı. Kirke, aslında mitolojide çok da parlatılmayan bir figür. Ama Miller, onun sesini öyle bir duyuruyor ki… Tanrıçaların gölgede kalan yönlerini, kadın olmanın zorluklarını, dışlanmayı, yalnızlığı ve gücü iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Kirke hem tanrı hem cadı hem de bir kadın… Kendi kimliğini arayışı, insanlara duyduğu merak, sürgünle gelen yalnızlık ve o yalnızlıkta kendini yeniden yaratışı… Her satırda içime işledi. Bazı yerlerde durağan ilerlese de dil o kadar akıcı ki, mitolojik detayları bilmeseniz bile sizi içine çekiyor. Eğer güçlü kadın karakterleri, mitolojiyle harmanlanmış hikâyeleri seviyorsanız bu kitaba bayılacaksınız. Yalnız kalmaktan korkan ama kendi dünyasını kurmaya cesaret eden herkese tavsiye ederim.
Ben, KirkeMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202444,2bin okunma
Puan vermedi·158 syf.··
2025 6. kitabı
·
53 günde okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2025 02:57
·
“Beni anlamalarını istemiyordum. Çünkü anlayacak bir şey yoktu.” Modern edebiyatın öncüsü sayılan Açlık, yoksulluk sınırında yaşayan genç bir yazarın Kristiania sokaklarındaki sürükleyici ruhsal yolculuğunu anlatıyor. Hamsun, sadece karnı değil, ruhu da aç bir insanın zihnine giriyor ve onu çıplak gerçekliğiyle okuyucuya sunuyor. Anlatıcı isimsiz, amacı belirsiz, gururuysa dimdik. Açlıktan bayılan ama yardım kabul etmeyen bu karakter, toplumdan uzak bir yalnızlık içinde yazmaya tutunmaya çalışıyor. İç monologlarla şekillenen roman, deliliğin eşiğinde gezinen bir zihni bütün samimiyetiyle yansıtıyor. Hamsun’un sade ama çarpıcı dili, insanın hem fiziki hem varoluşsal açlığını hissettiriyor. Sonunda şehirden kaçışı, bir kurtuluş mu yoksa yalnızca bir başka sürükleniş mi? İşte asıl soru ise bu.
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,6bin okunma
İnsan özgür müdür, yoksa sadece bir makine midir?
Puan vermedi·136 syf.··
2025 4. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2025 23:39
Bazı kitaplar vardır, okurken sürekli durup düşünmenize sebep olur. Mark Twain’in İnsan Nedir? adlı eseri tam olarak böyle bir kitap.“İnsan özgür müdür, yoksa sadece koşullanmış bir makine mi?” Mark Twain, bu eserinde insan doğasını felsefi bir tartışma şeklinde ele alıyor. Kitap, genç bir adam ile yaşlı bir bilge arasındaki diyaloglardan oluşuyor ve insanın özgür iradesi olup olmadığı, ahlakın kaynağı ve bireysel seçimlerin gerçekten ne kadar özgür olduğu gibi konulara derinlemesine iniyor. İçeriği felsefi ama dili öyle sade ve akıcı ki, sanki biri karşınıza oturmuş ve hayatın en derin sorularını sizinle tartışıyor gibi hissediyorsunuz. Kitabın Ana Temaları: Özgür İrade ve Determinizm: Twain, insanın tamamen çevresi ve içgüdüleri tarafından yönlendirildiğini, yani gerçek anlamda özgür olmadığını savunuyor. Kendi kararlarımızı aldığımızı sansak da aslında içimizdeki koşullanmalara göre hareket ettiğimizi öne sürüyor. Bencil Doğa: Kitapta, insanların bilinçli veya bilinçsiz şekilde bencilce hareket ettiğini ve her eyleminin bir kişisel çıkar sonucu olduğunu iddia eden bir görüş var. İyilik yaparken bile aslında kendimizi iyi hissetmek için yaptığımızı belirtiyor. Toplumsal Koşullanma: İnsanların doğuştan ahlaki değerlere sahip olmadığı, bu değerlerin çevre tarafından şekillendirildiği anlatılıyor. Bir kişinin doğru ya da yanlış hakkındaki görüşleri, yetiştiği kültür ve sosyal çevreye bağlı. Eğer derinlemesine düşünmeyi seviyorsanız, İnsan Nedir? kesinlikle sizi tatmin edecek bir kitap. Okurken bazen kendinizi kaybolmuş,kenarlarına notlar alırken bulacaksınız, bazen de aydınlanmış hissedeceksiniz... "İnsan, sadece eğitilmiş bir makinedir. Özgür iradesi olduğunu düşünse de aslında içgüdülerinin ve koşullarının esiridir."
İnsan Nedir?Mark Twain · Dedalus Kitap · 202318,9bin okunma
Puan vermedi·314 syf.··
2025 3. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2025 11:37
“Ben kendim için yazıyorum, ama yazdıklarım herkes için olabilir.” Michel de Montaigne, deneme türünün kurucusu olarak bilinen, düşüncelerini özgürce kaleme alan bir filozoftur. Denemeler, onun bireysel gözlemlerini, yaşama dair sorgulamalarını ve insan doğasına yönelik derin analizlerini içeren, klasikleşmiş bir eserdir. Montaigne’in yazıları kişisel deneyimlere, felsefi düşüncelere ve gözlemlere dayalıdır. Yeni Denemeler eserinde, özellikle şu konular ön plana çıkar: İnsan Doğası ve Kusurlar: Montaigne, insanın mükemmel olmadığını, aksine hataları ve çelişkileriyle bir bütün olduğunu savunur. Ona göre insanın en büyük erdemi, kendini tanımak ve olduğu gibi kabul etmektir. “Kendini olduğun gibi kabul et. Başkası olmaya çalışmak, sadece kendini kandırmaktır.” Bilgi ve Cehalet: Yazar, bilginin sınırları üzerine düşünerek dogmatik görüşleri eleştirir. İnsan zihninin sürekli değiştiğini ve bilginin mutlak olmadığını söyler. “Gerçek bilgelik, bilgisizliğini kabul etmekle başlar.” Ölüm ve Yaşam: Montaigne, ölümü korkulacak bir son olarak görmek yerine, hayatın doğal bir parçası olarak kabullenmeyi önerir. Ona göre, ölümü düşünmek yaşamı daha bilinçli ve dolu dolu yaşamak için bir fırsattır. “Ölüm bizden uzak değildir, onu bilmek yaşamak kadar doğaldır.” Dostluk ve İnsan İlişkileri: Yazar, gerçek dostluğun nadir bulunduğunu ve ancak ruhların derin bir bağ kurmasıyla gerçekleştiğini savunur. “Gerçek dostluk, iki ruhun tek bir bedende yaşamasıdır.” --- Montaigne’in eserleri, felsefi açıdan öznel, sorgulayıcı ve içten bir üslupla yazılmıştır. Onun düşünce dünyası Sokrates, Platon, Seneca ve Epikuros gibi filozoflardan ilham alır, ancak kendine özgü bir anlatım tarzı vardır. Kitabın Öne Çıkan Yönleri: Zihinsel ufuk açıcı bir eser olması Okuyucuyu düşündüren,
DenemelerMontaigne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202065,6bin okunma
Reklam