Dünya dostum Govinda, mükemmellikten yoksun ya da mükemmellik yolunda ağır ağır ilerliyor değildir. Hayır her an; mükemmeldir. O tüm günahlar bağışlanmayı, tüm küçük çocuklar yaşlıyı, tüm bebekler ölümü, tüm ölenler sonsuz yaşamı kendi içinde taşır. Hiç kimse bir başkasının yürüdüğü yolda ne kadar ilerlemiş olduğunu göremez.
Onu zorlamıyor, onu dövmüyor, onu emirle bir şey yaptırmıyorsun. Biliyorsun çünkü, yumuşak sertten güçlüdür, su kayadan güçlü, sevgi, zorbalıktan güçlüdür.
İnsanların büyük çoğunluğu Kamala, düşen bir yaprak gibidir, kapılıp gider rüzgarın önüne, havada süzülür, dönüp durur, sağa sola yalpalar vurarak iner yere. Pek az kişi de vardır, yıldızlara benzer, belli bir yörüngede ilerler durur. Hiçbir rüzgar varamaz yanlarına, kendi yasalarını ve izleyecekleri yolu kendi içlerinde taşırlar.
Basitmiş burada, dünyada sürdürülen yaşam diye düşündü. Hiçbir güçlüğü yok. Henüz bir Samana iken her şey güçtü, her şey zahmetli, hatta umarsız oysa şimdi her şey kolay.Kamala'nın bana verdiği öpüşme dersi kadar kolay her şey. Gereksindiğim tek şey giysiler ve para. Bunlar da ulaşılması kolay, yakın hedefler, insanın uykusunu kaçıracak şeyler değil!
1950 Japonya'sında belkide tek savaştan sağ çıkabilmiş tapınak olan Altın köşk tapınağına çömez olarak gelen çirkin kekemenin kendini arayışı, anlam arayışı, yaşamı sorgulayışı ile zen felsefesi öğelerinin muhteşem şekilde işlenişine tanıklık ettim.
Kitap ortalarında beni alıp sürükledi diyebilirim. Özellikle kekemenin ergenliğe adım atmakta olduğunu kendini tanıma ile insanların gerçek yüzleri ile taktıkları maskeleri anlamlandırdığı olaylar zincirlerini okurken büyük bir keyif aldım.
Ve ne kadar sonunu pek beğenmedim desem de o sigarayı "yetişkin bir adam gibi" yakmış olması bile aslında mesajı net olarak veriyor.
Bizim çömez kekeme artık kocaman bir adam oldu.