"Ne biçim dünya bu be, İnsanlar aya gidiyor elektriğin çevresinde dönen tartacıklar gibi Dünyanın çevresinde vızır vızır dönüyor uydular, ama burada şu garipler köşesinde ne biri var ne de zavallıyı koruyan onu düşünen bir yasa."
Sözde uygarlığın getirdiği hükümetin koyduğu mükemmel çıkarcı yasalara karşın özgürlük aşığı muhalefetin, tek gayesi olan iktidarperestliği "otomatik portakal" kitabının yazarı Alexsandır'dan dinlemek; tanrının kurguladığı dünyanın bahçesinde gücü yetenin gücü yetene "insanlık tasladığı" olaylar silsilesine şahit oluyoruz. Tüm şahitliğimiz, genç zihinlerin dürtüselliklerine yenik düşerek ilkel varoluş mücadelesine korku, şiddet, gerilim ve cinsellik içeriklerinin kol gezdiği sokaklardan ibaret. Kitap boyunca midenizi bulandıran hayatın gerçekleriyle başa çıkmak bir hayli zor. Ancak sonlara doğru netleşen görüntüler zihninizde yaşamdaki hayvani kültürü devam ettiren insanlarla ne denli yakın olduğumuzu hatırlatıyor. Dolayısıyla ürpertici bir son beklerken aşkın ve sevginin arayışıyla bağışlanan ilkellik kalbinizi ısıtarak umut yeşerten bir büyümeyle karşı karşıya bırakıyor. Son olarak, "Yetişkinlerin savaştığı, bombalar attığı, birbirini kesip doğradığı, acımasızlığın kol gezdiği bir dünyada gençlerin yurtsever, dine bağlı, uslu olmaları söz konusu değildir."