OKUMA
Bundan önceki üç beş satırı aşan paylaşımları olduğu gibi, mesajı başı ya da en sonunda olmayan bu iletiyi de okuma. Zaten senin gibi bir faninin yazdığı üç beş cümle yığınından öğreneceğin ne olabilir ki? Hatta ciltlerce kitabı, ansiklopedi, dergi ve bilumum matbuatı sadece okusan, yetinmeyip hıfzetsen ne fayda sağlayabileceksin ki?
O yüzden okuma.
İnan, bu satırlar da dahil, okuman için sunulan herşey ama herşey, seni inandırmak / kandırmak / ikna etmek üzere yazılmıştır. Eğer karşı koyabilecek bir donanımın yoksa hiç bir yazılı eseri okuma. Yoksa, zehirlenirsin.
Bilimsel çalışma okuma.
İlgi alanın sınırlı, kapasiten sınırlı, oysa bilimin alanı alabildiğine geniş ve dallı budaklı. Sen olsa olsa, profesyonel yaşamın için en fazla onlardan birine ihtiyaç duyarsın. Ona ilişkin okumaları da zaten eğitim sürecinde, okul hayatında zorunlu olarak yapar, ihtiyaç oldukça da bilgini tazelemek için yinelersin. İyi bir uzman olman için başka alanlardan bilimsel çalışmaları boşu boşuna okumak zaman kaybı olur. Şimdi ne gereği var şu sürat çağında. Boş ver okuma.
Edebiyat okuma.
Herkesin estetiği kendine. Renkler ve zevkler tartışılır mı hiç. Avam (toplum) için sanata sanat demeyenlerin yanı sıra, “öyle sanatın içine tükürenlerin” olduğu bir coğrafyada, şiirmiş, hikayeymiş, romanmış okusan ne olur, okumasan ne olur. En iyisini kendin yazarsın zaten. Başkalarının güzellemeleri ile boşa vakit öldürmenin ne alemi var şimdi?
Felsefe de okuma.
Hafazanallah, imanından inancından olma ihtimalin de var ama daha da önemlisi, hiçbir soruya cevap vermeyen o laf kalabalığını okuyup da ne edeceksin? Zihnin bulanacak, kafan karışacak, bildiklerinden de şüpheye düşeceksin. Onca bilgiye hamallık etmeye ne hacet? Gerek duydukça özlü sözler olarak Google’dan devşirir, egonu şişirir,