Serhat Alemdar

Serhat Alemdar
@Gecegece2008
9/10
·164 syf.··
Beğendi
·
2014 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Eylül 2014 00:00
Çok güzel bir roman deyip geçmek kitap ve Sabahattin Ali için büyük haksızlık olur. Kitabı okumadan önce popülerliğini biliyordum. O nedenle büyük beklenti içerisinde okudum. Genellikle büyük beklenti oluşunca insan istediğini bulamadığı için beğenemiyor. En azından ben böyleyim. Fakat bu kitapta böyle bir şey olmadı. Beklediğimin de üstünde çıktı. En beğendiğim yönü ise yazarın Türkçe'yi kullanma tarzı. Kişisel bir takıntım var. Anlatım bozukluklarına çok dikkat ederim bir şey okurken. Bu kitapta o kadar uzun, karışık ve devrik cümle kullanılmasına rağmen bir tane bile anlatım bozukluğuna denk gelmedim. Zaten kitabın bu muhteşemliğini anlayınca yarısından sonra anlatım bozukluklarını aramayı bıraktım. :) Kitabın hikayesi de muazzamdı. Özellikle 1900'lü yıllarda Almanya'daki yaşamı ve Türkiye'deki yaşamı merak edenler için güzel olacaktır. Değişik bir roman işte. Bitirdikten sonra bir kaç gün hikayeyi düşünmeden edemiyor insan. Sanırım yerli edebiyatımızda bundan 5 tane daha kitap bulamayız. 1 puanı nereden kırdım bilmiyorum. Belki de ileride puanımı değiştirip 10 veririm. Fakat bence bir kitaba 10 vermek zor olmalı. Çünkü 10 verdiğiniz bir kitap sizin için her yönüyle kusursuz ve hayatınızı etkileyen bir kitap olmalı bence. Sanırım ciddi anlamda bir etki doğurmadığından dolayı 10 veremedim. Son olarak kitabı bitirme durumum üzerine bir şey söylemek istiyorum. Sabah 11'de sınavım vardı. Antalya'dan İstanbul'a akşam 9 arabasıyla gidiyorduk İbrahim'le (İbrahim Korhan). Sınava hiç çalışmamıştım. 20-30 sayfa okuyayım diye elime bir aldım, sabaha kadar bırakamadım. O kadar içine çektiki hikaye gerçekten bırakamadım. Sınavı bir şekilde geçtim o ayrı mesele tabi. :) Velhasıl okuyun derim. Bu türde kitapları sevmiyorsanız bile okuyun.
Edebiyat
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,5bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
OKUMA Bundan önceki üç beş satırı aşan paylaşımları olduğu gibi, mesajı başı ya da en sonunda olmayan bu iletiyi de okuma. Zaten senin gibi bir faninin yazdığı üç beş cümle yığınından öğreneceğin ne olabilir ki? Hatta ciltlerce kitabı, ansiklopedi, dergi ve bilumum matbuatı sadece okusan, yetinmeyip hıfzetsen ne fayda sağlayabileceksin ki? O yüzden okuma. İnan, bu satırlar da dahil, okuman için sunulan herşey ama herşey, seni inandırmak / kandırmak / ikna etmek üzere yazılmıştır. Eğer karşı koyabilecek bir donanımın yoksa hiç bir yazılı eseri okuma. Yoksa, zehirlenirsin. Bilimsel çalışma okuma. İlgi alanın sınırlı, kapasiten sınırlı, oysa bilimin alanı alabildiğine geniş ve dallı budaklı. Sen olsa olsa, profesyonel yaşamın için en fazla onlardan birine ihtiyaç duyarsın. Ona ilişkin okumaları da zaten eğitim sürecinde, okul hayatında zorunlu olarak yapar, ihtiyaç oldukça da bilgini tazelemek için yinelersin. İyi bir uzman olman için başka alanlardan bilimsel çalışmaları boşu boşuna okumak zaman kaybı olur. Şimdi ne gereği var şu sürat çağında. Boş ver okuma. Edebiyat okuma. Herkesin estetiği kendine. Renkler ve zevkler tartışılır mı hiç. Avam (toplum) için sanata sanat demeyenlerin yanı sıra, “öyle sanatın içine tükürenlerin” olduğu bir coğrafyada, şiirmiş, hikayeymiş, romanmış okusan ne olur, okumasan ne olur. En iyisini kendin yazarsın zaten. Başkalarının güzellemeleri ile boşa vakit öldürmenin ne alemi var şimdi? Felsefe de okuma. Hafazanallah, imanından inancından olma ihtimalin de var ama daha da önemlisi, hiçbir soruya cevap vermeyen o laf kalabalığını okuyup da ne edeceksin? Zihnin bulanacak, kafan karışacak, bildiklerinden de şüpheye düşeceksin. Onca bilgiye hamallık etmeye ne hacet? Gerek duydukça özlü sözler olarak Google’dan devşirir, egonu şişirir,
Sosyoloji