"Bu tarz hayatın nesini sevmedin? "
"Hiçbir yanını! " dedi Oblomov. "Sonsuz bir koşuşturma,yarış;bitmez,tükenmez pis,küçük ihtiras oyunları,özellikle açgözlülük,birbirinin tekerine taş koymalar,dedikodular,karalamalar,çelme takmalar,birbirine tepeden tırnağa ince ince bakmalar...Konuşmalarına kulak veriyorsun başın dönüyor,aptallaşıyorsun.İlk bakışta ne kadar da zeki adamlar,meziyetleri yüzlerine yansımış dersin,ama onlardan yalnızca şöyle şeyler duyarsın:'Filanca adama şunu verdiler, falanca şurayı kiraladı,'*birisi, 'Yok canım!Neye karşılık? 'diye bağırır. 'Filan kişi dün akşam kumarda kaybetti,falanca üç yüz bin aldı! ' Sıkıcı,sıkıcı, sıkıcı! Burada gerçek insan nerede? İnsanın bütünlüğü,bozulmamışlığı nerede kaldı?Nereye saklandı insan?Kendi meziyetlerini böyle ıvır zıvır için nasıl israf etti?"