Sadece yedi harften oluşan 'tesadüf' kelimesi bile tesadüfen yazılamazken, milyarlarca atom harfinden meydana gelen varlıkların tesadüfen var olduğunu nasıl kabul ederiz!
Bir uçak düşün ki, yakıtını kendisi temin ediyor, her sene kendine benzer binlerce uçak üretiyor, pilotsuz uçuyor, konup kalkmak için özel havaalanı istemiyor, üstelik parmak ucuna konacak kadar küçük.
Bir mühendis böyle bir uçak yapsa bütün dünyanın takdirini toplar. Herkes hayretle ondan söz eder. Biri çıksa da 'evet, bu uçak harika ama bir ustası yok. Kendi kendine, tesadüf eseri meydana geldi' dese, aklından şüphe edersin.. ○●
Her akıl sahibi bilir ki, yaratıkların yapı taşı olan atomlar ilim, irade ve hayattan yoksundurlar. Kendilerini bile tanımazlar. Bir sanatkâr tarafından kullanılmadıkça 'eser' olmaları imkansızdır.
Akıl 'Her eserin bir ustası vardır, şu kâinatın da bir sanatkârı olmalı' hükmünü verirken, bütün ilahi kitaplar ve peygamberler ittifakla onu tasdik ederken, kur'an onu "Allah" ismiyle tanıtırken, göz 'Hani nerde? Ben göremiyorum' diye sızlanmakta.
Biz 'Mesnevi' isimli kitabın yazarını görmedik, bu durumda inkâr mı etmeliyiz? Hayır! İsmini bilmesek de 'Mutlak bir yazarı olmalı' diye düşünür, onu tanımak isteriz.