Psikolojiye aşırı düşkün biri olarak (depresif yönden) kitabı edindim ve okudum. Fakat çok da memnun kaldığımı söyleyemem. Hele ki sitede etkisinden kurtulamadığınız kitaplar bölümünde sıkça adının geçmesi beni baya şaşırttı.
Kitabın diline gelirsek gayet basitti beklenenin aksine. Evet terimler fazlaca yer alsa da benim gibi bu alanla uzaktan yakından alakası olmayıp sadece merak edenlerin de gayet anlayacağı dilde bir kitap. Harvard'lı yazar! ki bundan kendisinin sıkça söz etmesinin (ego problemi olduğunu düşünüyorum) çok hoşuma gittiğini söyleyemem.
E Ayrı ayrı küçük hikayelerin olması Ömer Seyfettin kitaplarını getiriyor insanın aklına. Ve fazlaca Psikanalist gibi hissetmeye başlıyorsunuz kendinizi.
-Böyle düşünmek/bunu yapmak sana kendini nasıl hissettirdi?
Okumazsaniz hayatınızdan bir seyler eksilmez efendim.
Ben yoktum; hatta ben yokum, olmadım diyemeyecek bir yerdeydim; kelimeler bile yan yana gelerek beni tanımlamak istemezlerdi. Ne olurdu benim de kelimelerim olsaydı; bana ait bir cümle, bir düşünce olsaydı. Binlerce yıldır söylenen milyonlarca sözden hiç olmazsa biri, beni içine alsaydı!
Kitap güzel okuyun vs demeyeceğim zaten Oğuz Atay okumak icin referansa ihtiyaç duyan adam, daha dün Sabah Uykum'u okumuş gelmistir benim nazarımda.
Beyaz Mantolu Adam
Unutulan
Korkuyu Beklerken
Bir Mektup
Ne Evet Ne Hayır
Tahta At
Babama Mektup
Demiryolu Hikâyecileri-Bir Rüya
Devrettim Oğuz Atay Ağbimizin hikâyelerini.
Beyaz Mantolu Adam başlıklı olanı okuduğumda içim daraldı.Bir kadın mantosu olduğu için mi artık bilemiyorum dar gelen bu kıyafet soluğumu da daralttı.
Unutulan başlıklı olanı okuduğumda fena oldum.Kendimi tavanarasına terk edilmiş,tamamen unutulmuş bir hasta gibi hissettim:Hastalığına henüz bir hastalık tanısı,henüz hastalığının ismi konulmamış bir hasta gibi...
Korkuyu Beklerken başlıklı olanı okuduğumda,Bu nasıl bir hikâye idi yahu?! dedim.
Bir Mektup başlıklı olanı okuduğumda,Böyle boş hikâyeler niçin yazılır? dedim.
Ne Evet Ne Hayır başlıklı olanı okuduğumda,Böyle bir geri zekalının hikâyesi niçin yazılır ki? dedim.
Tahta At başlıklı olanı okuduğumda,Bir mesajı olmayan bunun gibi bir hikâye niçin yazılır acaba? diye sordum.
Babama Mektup başlıklı olanı okuduğumda,Ben de babama benzeyeceğim galiba ama bu okuduğum bir hikâye değildi ki, dedim. Hikâye değildi ayrıca:mektuptu!
Özgündü Atay;hiçbir yazara benzetemedim.Alayla karışık ironileri müthişti.2002 yılında 14'üncü basımını yapmış nüshası elimdeydi.Daha ne ister insan bir hikâye kitabından?