Bir adam vardı. Bir yatakta beraber uyuyorduk. Üzerimize zaman örtülmüştü ama hala oradaydık. Geçmişte bir yerlerde hala vardık ve birlikte uyuyorduk. Kapı kırıldı, su içeri aktı, adam boğuldu.
Kadın öldü.
Çevrenizde okuduğunuz tüm gençlik kitaplarında Doğa ve Ediz'in farklı türevlerini bulabilirsiniz. Kurgu da insanın çok ilgisini çekmiyor. Gayet tahmin edilebilinir. Daha ilk sayfasında gelecek kitaplarda ne olacağını söyleyebiliyorsunuz. Yine de kitap boyunca beni en çok rahatsız eden şey Doğa ve Ediz'in aşkı oldu. Bunu düşünen sadece ben miyim bilmiyorum ama benim için o ikisi arasındaki olay kesinlikle aşk değildi. Saplantı, belki... Stockholm sendromu, kesinlikle... Ayrıca Doğa'nın bu kadar güçsüz olması, ona devamlı zarar vermesine rağmen yine de Ediz'e sarılması ve kadın karakter bu kadar gurursuz, zayıf bir şekilde resmedilirken erkek karakterin ilahlaştırılması saçmalıktı. Kitap benim için bol derece de ergenlik ve östrojen hormonu içeriyordu.. Kısacası kalem güzel fakat karakterler çok zayıf.
DELİLER HASTANESİNDEKİ DELİYE SİGARAYI UZATIRKEN "Neden Buradasınız?" DEMİŞ BULUNDUM.
Bu sefer sesini daha da yükselterek tekrarladı: "Sen neden burada değilsin ?"
Onca sahtekârın, onca vicdansızın,onca ihanetin içinde durabilmeyi nasıl başarıyorsun?
Çocukların vurulduğu, çiçeklerin kopartıldığı, sevgilerin harcandığı, umudun tükendiği, renksiz, yapay bir dünya var dışarıda..
..
Sen neden burada değilsin ?