Ama sonuçta zaman her şeyin ilacı,alınan yaşın da tüm duygular üzerinde özel ve hafifleştirici bir etkisi var.Ölümün yaklaştığını hissettikçe,ölümün gölgesi yolunuzun üzerine simsiyah düştükçe,olaylar gözünüze eskisi gibi batmıyor,derin duygularınıza artık aynı şekilde seslenmiyor,tehlikeli gücünden çok şey kaybediyor.
İnsan bir aşağı bir yukarı gidip geliyordu ve onunla birlikte düşünceler de bir aşağı bir yukarı,bir aşağı bir yukarı gidip geliyordu,sürekli gidip geliyordu.Fakat sonuçta düşüncelerin de,ne kadar herhangi bir özden yoksunmuş gibi görünürlerse görünsünler,bir destek noktasına ihtiyaçları vardır,aksi takdirde dönmeye ve anlamsız bir biçimde kendi etraflarında çember çizmeye başlarlar;onlar da hiçliğe dayanamazlar.İnsan bir şey bekliyordu,sabahtan akşama kadar bekliyordu ve hiçbir şey olmuyordu.İnsan tekrar tekrar bekliyordu.Hiçbir şey olmuyordu.İnsan bekliyor,bekliyor,bekliyordu,düşünüyor,düşünüyordu,şakakları ağrımaya başlayana kadar düşünüyordu.Hiçbir şey olmuyordu.İnsan yalnız kalıyordu.Yalnız.Yalnız.
Gecelerden birinde birisi kalkıp beni uykudan uyandırsa ve o kitaplardan rastgele bir satırı bana okusa,bugün bile,yani aradan on üç yıl geçtikten sonra bile sanki bir rüya görüyormuşçasına onun devamını getirebilirim.