Onun ağıdı bir tarla içindir, buğday ve otların bitmediği.
Onun ağıdı bir gölcük içindir, balıkların yetişmediği.
Onun ağıdı bir sazlık içindir, hiçbir sazın büyümediği.
Onun ağıdı orman içindir, ılgınların yetişmediği. Onun adı bakir topraklar içindir, selvilerin yeşermediği.
Onun ağıdı ağaçların derinlikleri içindir, hiçbir bitkinin yetişmediği.
Onun ağıdı bir saray içindir, bir yaşamanın filizlenmediği.
Uygarlığın kahramanlık ya da yüceliğe hiç ihtiyacı yoktur. Bunlar, politik yetersizliğin belirtileridir. Bizimki gibi düzenli bir toplumda, hiç kimsenin kahraman ya da yüce olma fırsatı olmaz. Böylesi bir olgunun yaşanması için, koşulların bütünüyle dengesiz olması gerekir. Savaşların yaşandığı, bölünmüş ittifakların olduğu yerlerde, uğruna savaşılacak ya da savunulacak aşkların olduğu yerlerde yücelik ve kahramanlığın bir anlamı olabilir elbette.
Şimdi sır ve korku devrindeyiz, iki yüzün olmalı, birini kalabalığa göstermeli, ötekini kendine ve Yaratıcı'na saklamalısın. Gözlerini, kulaklarını ve dilini korumak istiyorsan, gözlerin, kulakların ve bir dilin olduğunu unut.
"Bu nasıl bir dünyaydı böyle? Her zaman böyle miydi, yoksa son birkaç günde gerçekten çivisi mi çıkmıştı? Dengeyi bozan neydi? Anlamıyordum. Nasıl bir dünya güzel kızların dövülüp asılmasına izin verirdi? Ne tür bir dünya Fish ve Cooke gibi insanları yaratır, içlerinin irin ve nefret dolmasına izin veir, onların masum ve iyi insanları korkutup işkence etmesine fırsat tanırdı?
* Nasıl bir dünya biri akıllıca sözler ettiği için onu yumruklardı? "