Geri dönen sürgünler, genellikle kadınlar, yaşlılar ve çocuklardı. Gençlere ne olmuştu? Nerede kalmışlardı..!
Çingene ve dilenci kıyafetleri içinde zavallı sefiller şimdi yurtlarına geri dönüyorlardı. Keder verici bir tabloydu, hatta ilk günlerdeki zorunlu sürgünden daha kederli bir tabloydu. Zira ilk günlerde, o genç hayatlar için henüz ölüm borusu çalmamıştı, henüz herkes planlanan cinayetten habersiz, kısa süre sonra ocağına döneceğini zannediyordu. O günlerde bir umut pırıltısı vardı hepsinin gözlerinde. Ama şimdi, bu dönüş anında, herkesin yüzünde ümitsizliğin mührü vardı.
Hatırlarım, yayam hep hesaplardı; Mardik şimdi büyümüş, delikanlı olmuştur, kim bilir kimlerin yanındadır, belki Amerikalı misyonerlerin eline geçmiştir, belki Türk olmuştur, belki Kürt olmuştur… mıştır… muştur…