Çok zaman kaybettim.Çok zaman ve biraz ümit. Yaşamak bu galiba. İnsanları eskisi kadar sevmemek. İnsanları ve eşyayı.Galiba ölmek de bu..
#85745189#116298109
SEVERMİŞİM MEĞER
Yıl 62 Mart 28
Pırağ-Berlin tireninde pencerenin yanındayım
akşam oluyor.
Dumanlı ıslak ovaya akşamın
yorgun bir kuş gibi inişini severmişim meğer.
Akşamın inişini yorgun kuşun inişine
benzetmeyi sevmedim.
Toprağı severmişim meğer
toprağı sevdim diyebilir mi
onu bir kez olsun sürmeyen
Ben sürmedim.
Platonik biricik sevdam da buymuş meğer.
Meğer ırmağı severmişim.
İster böyle kımıldanmadan aksın
kıvrıla kıvrıla tepelerin eteğinde
doruklarına şatolar kondurulmuş
Avrupa tepelerinin,
ister uzasın göz alabildiğine dümdüz.
bilirim ırmak yeni ışıklar getirecek,
sen göremiyeceksin,
bilirim ömrümüz beygirinkinden azıcık uzun,
karganınkinden alabildiğine kısa.
bilirim benden önce duyulmuş bu keder
benden sonra da duyulacak.
Benden önce söylenmiş bunların hepsi bin kere,
benden sonra da söylenecek.
“..edebiyat sanatını öylesine perişan ettik ki,insan arka arkaya iki Almanca roman okuduktan sonra ,zayıflamak için bir entegral çözmek zorunda kalıyor.”
Kaçıp sana saklanıyorum akşam oldumu
Sana dokununca mı denizleniyor masa
Senin avcıların mı hayvanları kovalayan
Sıkıntımın ormanında?
Üç beş günümüz var şuracığında
Nice oyuncağımızı kırdılar
Biz de güzel çocuklardık bahçelerde
Sularda alabalık
Azla avunmaya alıştık
Ne yapalım paramız yoksa
Şarabımız bitince yağmura çıkarız
Kim güzelleşmiyor öpüşünce.
Bugün pazar.
Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.
Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün
bu kadar benden uzak
bu kadar mavi
bu kadar geniş olduğuna şaşarak
kımıldamadan durdum.
Sonra saygıyla toprağa oturdum,
dayadım sırtımı duvara.
Bu anda ne düşmek dalgalara,
bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım.
Toprak, güneş ve ben...
Bahtiyarım...