Dünya üzerindeki milyarlarca insanın farklı beklentileri ve amaçları olsa da tek bir ortak hayali var: Mutlu olmak. Hepimiz mutlu olmak için çabalıyor, bunun için yaşamlarımızda bazı seçimler yapıyor, bazı şeylerden vazgeçiyor, kısacası yaşamlarımıza yön vermeye çalışıyoruz. Peki nedir bu mutluluk denen muamma? Gerçekten aranıp bulunabilecek bir şey mi, yoksa beyhude yere peşinden koşulan, aslında tamamen rastlantılara bağlı olan bir şey midir? Mutluluğu ararken, kader dediğimiz şeyin ağlarında debelenen bir piyondan mı ibaretiz, yoksa seçimlerimiz sayesinde kendi yaşamlarımızı "yaratan" sanatçılar mıyız?
Yaşam SanatıZygmunt Bauman · Versus · 20121,142 okunma
Kant’ın teşhisini anımsarsak, mutluluk, aklın değil hayal gücünün bir idealidir. Ayrıca Kant şu uyarıda da bulunmuştu: İnsanlık denen çarpık çurpuk malzemeden dümdüz bir şey yapılamaz. Görünen o ki, John Stuart Mill uyarısında, bu iki hikmeti birleştirmişti: Kendinize mutlu olup olmadığınızı sorduğunuz anda, artık mutsuzsunuzdur... Muhtemelen antik bilgeler de bu kadarından şüphe etmişti, ancak dum spiro, spero (nefes aldığım müddetçe umudumu yitirmeyeceğim) ilkesinin kılavuzluğunda, sıkı çalışma olmadan, yaşamın yaşamaya değecek hiçbir şey ortaya koymayacağını ileri sürmüşlerdi. Anlaşılan o ki iki bin yıl sonra bile, bu önerme güncelliğinden hiçbir şey kaybetmemiştir.
bir sanat yapıtının yaratılmasıdır… Aşk da hayal gücünü, tam yoğunlaşmayı, insan kişiliğinin bütün yönlerini bir araya getirmeyi, sanatçının özverisini ve mutlak özgürlüğü gerektirir. Ancak hepsinden çok, sanatsal yaratımda olduğu gibi, aşk hem eylemi, yani, rutin olmayan etkinlik ve davranışı hem de kişinin partnerinin tabiatına sürekli özen göstermeyi, onun bireyselliğini anlama çabasını ve saygıyı gerektirir. Nihayetinde de hoşgörü, yani kişinin kendi dünya görüşünü ya da ideallerini karşısındaki insana dayatmaması yahut o insanın mutluluğuna engel olmaması konusundaki farkındalığı gerektirir.
Sanatçı olmak, aksi halde biçimsiz ve şekilsiz olacak şeye biçim ve şekil vermek demektir. İhtimalleri manipüle etmek demektir. Aksi halde “kaos” olacak şeye bir “düzen” dayatmak demektir: Belirli olayları diğerlerinden daha olası hale getirerek, aksi halde kaotik −gelişigüzel, rastgele ve dolayısıyla önceden kestirilemez− olacak bir grup şeyi “organize etmek” demektir.