Azad Altuğ

Nietzsche’nin resmi sözcüsü ve tam yetkili elçisi Zerdüşt’ün söylediği gibi: “Benim için en büyük tehlike her zaman boyun eğme ve hoşgörüde bulunur; ve bütün insanlık kendilerine boğun eğilmesini ve hoşgörü ister.”
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
“Soylular” kendilerini tümüyle “mutlu” hissediyorlardı; düşmanlarına bakarak mutluluklarını yapay bir şekilde imal etmek zorunda değildiler ya da (bütün kindar insanlarda âdet olduğu üzere) mutlu olduklarını kendilerine telkin edip yalan söylemezlerdi; keza, dört başı mamur, güçle dolup taşan ve bu nedenle zorunlu olarak enerjik olan bu insanlar, mutluluğu eylemden ayırmayacak kadar akıllıydılar... Bütün bunlar çürüyen bir kin ve derin bir düşmanlık besleyen, zayıf ve bastırılmışların “mutluluğu”na tamamen zıttı; bu insanlar için, mutluluk esas itibariyle uyuşturucu, sakinleştirici, sükûnet, huzur, “Sebt günü”, zihnin rahatlaması ve organların gevşemesi demekti –kısacası, tamamen pasif bir fenomendi.
Yalnızca zavallılar iyidir; yalnızca yoksul, hasta, nefrete layıklar dindardır, kutsananlar yalnızca onlardır, yalnızca onlar için kurtuluş vardır –öte yandan siz aristokratlar, güçlü insanlar, siz ezel ebed kötü, korkunç, tamahkâr, doyumsuz, tanrısız olacaksınız; aynı zamanda ebediyen melun, habis de siz olacaksınız!
“sözcüklere kapatılmış” ve iyilik evreninden dışlanmış olanların isyanıdır bu. İsyanın bayraklarında, tersine çevrilmiş bir hakikat nakşedilmiştir:
“Yıkıcılığın keyfini bilirim. Bu yüzden eşsiz bir yıkıcıyım.”