Azad Altuğ

Duvara asılmış eski bir fotoğraf olur hayat.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hayat, bir zaman sonra, bizim için bildik, ezberlenmiş, hattâ bütün çekiciliğine rağmen kendini tekrarlamasıyla sıkıcılaşmış, bulanık bir sergüzeşte dönüşür; elimizdeki bu eskimiş, eprimiş, parlaklığını yitirmiş zaman parçasından yeni bir macera yaratamayacağımıza inanırız, geçmişteki hayal kırıklıklarımız gelecekle ilgili hayallerimizi de köreltip soldurur, gizlice küseriz.
Kaçımız, endişelerle, korkularla, kuşkularla, kıskançlıklarla, mutluluk hayalleri ve mutsuzluk ihtimalleriyle çalkalanırken kendimize, kaçımız sevdiğimize tutunuruz. Sanırım çok azımız sevdiğimize, çoğumuz ise kendimize sarılırız.
Peki ya gölgeleri sularda salınan çınar ağaçlan, o gemiler, içimdeki o huzur, o huzurun altına saklanmış özlem, özlemin yanında duran keder, onların arasından aniden kopuveren kahkaha, umutlarım?.. Tanrının rüyası mı bütün bunlar? Öyleyse eğer tanrım, bırak beni rüyanda dolaşayım. Sen de benim rüyamda dolaşıyorsun çünkü.
Bir sisin içinde kendime çarpıyordum. Bu çarpışma parçalıyordu beni. "Ne büyük acılar ne de büyük sevinçler öldürür insanı, bu yüzden bu acı ve sevinçler, küçük küçük değersiz şeylerden oluşmuş muazzam bir sisle sarılı gözükürler. Evet, işte hayat dediğin bir sis olup olacağı." Hayat bir sis mi, olup olacağı.