Kişiye tapma. İkbal ve zenginlik peşindekiler için çok emin bir yol. Ama halka ne büyük, tarifi imkânsız felâketler getirir. Keyfilik, kapris, geçici arzular gittikçe yasallaşır; tarihi yaratanların yerine tek irade, tek bir isim geçer. Bu ismin iyi ya da kötü olduğunu kim bilebilir ki? Halk başlangıçta farkında olmaksızın,
belirsiz bir uçuruma doğru sürüklenir. Devlet içerisinde sınırsız bir yetkiye kavuşan kişinin karakteri ise, bu uçurumun ta kendisi. Keyfilikle birlikte artan, onlarca rastlantısal etki, kuşku, sorumsuzluk, tek tek bağımlı kişilerinkinden çok, her zaman tüm halkın kaderini belirler.
Felâketlerin istilasında anlaşılmaz bir düzenlilik vardır; evin kapıları onlar için açılmışsa bir kez, soğuklar öncesi yılanlar gibi sürü sürü gelirler.
Bazı insanlar vardır ki, karşılarında ruhen toparlanmamak, irade gücünü ve düşüncelerini harekete geçirmemek, daha temiz ve doğrucu olmaya çalışmamak olanaksızdır.
Küçük çıkarlardan doğan kıskançlık, kin gibi kötü duygular en zayıf kişiliğe sahip olanlarda hızla kök salıyor, gelişiyordu ve zaten güç yaşamı daha da zehirliyordu.