Gülçehre Özbey

‘Aklını dolduran tek şey; nasibinin seni bir gün mutlaka bulduğuydu. Her şey insana yazılıyor diye düşündü; ama bazen ulaşmıyor. Bilmediğimiz nedenlerle dolaşıp duruyor hayatın içinde. Bazen yanından geçiyor insan yazgısının, bazen elinden tutuyor ama bunun kaderi olduğunu anlamıyor. Tam yakalayacak gibi oluyor ama uçup gidiyor. Sonra bir gün, hiç hesapta yokken, hiç beklemezken, başka âlemlerdeki seyrini tamamlıyor senin olan şey, çıkıp geliyor ve seni buluyor.’
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
‘Birini arayıp beklemek, onun varlığından başka her şeye kapatıyordu insanı. Beklenenin sesinden başkasına sağır, arananın suretinden ötesine kör ediyordu. Beklenen bekleyen ne denli yakın olursa olsun, zamanla üçüncü tekil şahsa, uzaklaştıkça daha beter saplanılan bir bataklığa dönüşüyordu. Derken varsa yoksa o oluyordu. Varsa o, yoksa hiç kimse!’
‘Belki en güzel yılın olur bu. Yaraların kabuk bağlamaz, hayat buna izin vermez. Ama korkma. Onları saracağını daha iyi öğrenirsin belki. Gittiğin her şehir kucaklamayabilir, yine de sen bilirsin ki döndüğünde seninle sohbete oturacak bir evin var burada. Gidenlerin gülüşleri aklına düşer, kimsenin sesini unutmazsın, öfkeye yenik düşmez anıların. Gün konuşarak doğar, gece sessizlikle batar. Belki yaz erken gelir. İyiliğin şelalesi coşar, umut balkondaki saksılardan taşar. Olur ya, her yürüyüşünde, insanların önemsiz bulduğu o küçük anlardan birine rastlarsın yol kenarında. Saatine her baktığında duvarlar kaybolur. Belki bu yıl, hayatını bir hayvan olarak da yaşayabileceğini öğrenirsin. Kötülükleri unutur, her sabah başka bir ağacın dibinde doğrulursun. Bir kedinin sözüne ne kadar güvenirsin bilmem ama dedim ya, belki de bu yıl en güzel yılın olur.’