Üstüme attığım ince pikeye sarılarak cama çıkıp ağır ağır bir şeyler içeceğim. Sokaktan geleni geçeni izleyecek, bazıları için çok yorgun görünüyor diye düşünürken bazıları için ne kadar da hayat dolu duruyor diyeceğim. Böyle böyle, ne kadar zaman geçtiğini bilmeden bilmediğim ruhlar arasında gezecek, bazen birileriyle göz göze geleceğim. Sokak lambası odayı aydınlatırken kedim bir köşede beni izleyecek. Şimdi bir tek o ve ben var. Günün sonunda, koca yatağın bir ucunda o, diğer ucunda ben, kıvrılıp uyumuş olacağız. Bazı günlerde, böyle günlerde, kendimi bir kedi için bile yetersiz hissedeceğim. Çocukken böyle hissetmezdim. Komik. Dert değil. Geçtiğim onca yoldan sonra. Hiç dert değil. Çünkü öyle hissetsem de öyle bilmeyeceğim. Hissettiklerim ve bildiklerim uyuşmaz benim. O yüzden bütün bu zırvalıkları önemsemeyecek, her şeyi buraya yazıp bırakacak ve günü bitireceğim.
Benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün
Dağıtır gecelerim sarışınlığını
Uykularımı uyusan nasıl korkarsın
Hiçbir dakikamı yaşayamazsın
Aysel git başımdan ben sana göre değilim
Benim için kirletme aydınlığını