Bütün Şiirleri 5

Bela Çiçeği

Attila İlhan
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

6/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2023 79. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2023 19:23
Hepimize şimdiden iyi iftarlar, afiyet olsun, Allah kabul etsin. Zamanında boşuna Bilgi Yayınlarına teşekkür etmedik. Yaptıkları işler ve verdikleri emekler her kitapta kendini gösteriyor. Yeni baskıya sahip olmama rağmen eski basımdan uzaklaşamadım ve eski basımdan okudum. Bilinen ve bilinmeyen ama göze hoş gelen pek çok şiiri (tabii ki duygusal) barındıran bir eser olduğunu da ekleyelim. Tabi bazılarına şiir demek de saygısızlık olur ama bir bütün olarak değerlendirmeye çalışıyorum. Şiirler kadar sonu da güzel yani yazar ne yaşadı, neler hissetti ve nasıl yazıya aktarma süreçleri yaşandı hepsi okurken hoşuma gidiyor. Tabi konular çok fazla. Mesela açıyoruz kitabı ve karşımızda savaş yıllarının mutsuzluğu çıkıyor, siyaset ve soğuk savaşın etkileri işleniyor. Kısaca bir şeylerden uzaklaşma ve kaçma çabasını ve izlerini görüyoruz ama aynı zamanda bu ülkeden olmaz, ben bu ülkeden gidip kurtulayım düşüncesinden ziyade bu ülkenin sorunlarını sürekli gündeme getireyim belki bir çözüm bulmak isteyen olur düşüncesini görüyoruz. Mesela bir başka bölüm açıyoruz burada da karşımıza eğlence çıkıyor. Bir şekilde mutsuzuz, üzgünüz ama kendimizi toparlamak bir kere geldiğimiz hayatta iyi vakit geçirmek de hakkımız diyerek yapılan eğlencenin yazıya dökülmesini okuyoruz. Bir başka bölüm oluyor orada aşkı okumuyor adeta yaşıyoruz. Yani yazarın bir çabası var ve bu çabanın altında da ‘İyimserlik’ duygusunun ön planda olduğunu görüyoruz. Bir şekilde yollarımız iyiye çıkacak duygusunun hakimiyetini görüyoruz. Güzel günlere olan inancı koruyoruz. Zaten umut ve ümit olmadıktan sonra neden yaşıyoruz, öyle değil mi? Özellikle eski basımlarda şu bazı kitaplarına eklenen adeta NEDEN YAZDIM ve NASIL YAZILDI satırları (meraklısına notlar diye geçer) çok önemli bir yer tutuyor diyebiliriz.
Bela ÇiçeğiAttila İlhan · Bilgi Yayınevi · 20012,349 okunma
8/10
·136 syf.··
2021 85. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 28 Mart 2021 23:48
Attilâ İlhan denilince aklıma hep şu sözü gelir: "Bak evladım 2 t ile yazılıyor ve a'nın üzerinde şapka var." Bu söz Attilâ İlhan'ın ismini yanlış söyleyenlere ve yanlış yazanlara verdiği güzel bir cevaptır. Attilâ İlhan okumak bazen ben de Nazım Hikmet okuyor hissi uyandırır. Attilâ İlhan'ın bende Nazım Hikmet okuyor hissi uyandırdığı kitap Tutuklunun Günlüğü'dür. Daha önce Attilâ İlhan'ın "Yasak Sevişmek" kitabına yaptığım incelemede (#33360377) de ikisinin arasındaki ilişkilerden bahsetmiştim. Bu iki şair de her ne kadar aşk üzerine şiirler yazsalar da ikisi de toplumsal içerikli şiirler yazmıştır. Ki zaten Nazım Hikmet toplumcu şiirin öncülerindendir. Bana kalırsa bu şairlerin hep aşk, sevda, özlem içerikli şiirleri daha çok bilinir. Paylaştığım alıntılara bakıyorum da ben de aşk, özlem, sevgi içeren alıntılar paylaşmışım. Klasik şu cümleyi kurmak isterdim kelimeler çok güzel oynamış şair. Ama zaten şiir kelimelerle oynama sanatı değil midir? Bu kitabın ilk sayfasında çok sevdiğim bir şiir mevcuttur. "aysel git başımdan" bu şiiri çok severim, çok bilinen şeylere hep nefret beslemişimdir ama bu şiirin dizelerinde öyle güzel öyle derin anlamlar yatıyor ki. Hatta bu şiiri okurken hep şu şarkı eşlik eder: youtu.be/aR78yuPnaqw Bu ilk bölümdeki şiirler genel olarak diğer kitaplarında bulunan şiirlerdir. Diğer bölüm yani "cinnet çarşısı" daha çok düz yazı şeklinde oluşturulmuş. Bu bölüm ise daha çok toplumsal, tarihsel ve siyasi içeriklidir. Kitabın sonunda ise meraklısı için notlar kısmı var. Bu kısım şiirleri okuduktan sonra insana bambaşka bir haz veriyor. Mahur sevişmek bölümündeki şiirler daha çok imgesel ve şairin söylediği her şey soyutlaşıyor. Şair meraklısı için notlar kısmında şöyle bahsediyor: "çocukluk yıllarımdan
Edebiyat
Bela ÇiçeğiAttila İlhan · Bilgi Yayınevi · 20012,349 okunma
8/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2022 48. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 20 Ağustos 2022 23:04
Attila İlhan'ın "Aysel Git Başımdan, Sen Benim Hiçbir Şeyimsin" gibi çok bilinen şiirlerinin de yer aldığı kitap dört bölümden oluşuyor. Cinnet Çarşısı bölümü mensur şiir (düz yazı şeklinde) türünde yazılmış. (A.İlhan hiç sevmediği bir tür olarak bahsetmiş notlarında) Bu bölümde duygulardan ziyade olaylar ön planda. Bu nedenle şiirden daha çok hikâye diyebiliriz. Bela Çiçeği ve Mahur Sevişmek bölümlerini keyifle okudum. "Yarının Başlangıcı" başlıklı dört bölümlük uzun şiirini ilk kez okudum ve çok etkilendim. Şunu da ayrıca belirtmek gerekir ki Attila İlhan şiirlerinde sürprizlere açık olmak gerek çünkü çok farklı tarz ve biçimler kullanmaktan kaçınmıyor. Meraklısına Notlar bölümünde her zaman olduğu gibi eserlerini meydana getirirken geçirdiği süreci ve duygu dünyasını okuyucularıyla paylaşıyor.
Bela ÇiçeğiAttila İlhan · Bilgi Yayınevi · 20012,349 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2021 33. kitabı
Attila İlhan’ın okuduğum dördüncü şiir kitabı. Ne yalan söyleyeyim yine sevmedim. Attila İlhan şiirlerinde “Ben Sana Mecburum” dışındakiler bana bir türlü geçmedi. Elimde son bir kitabı kaldı. Onu da okuduğum kitapların arasında okuyup tamamlayacağım.
Bela ÇiçeğiAttila İlhan · Bilgi Yayınevi · 20012,349 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2011 69. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 19 Temmuz 2011 17:19
Attila İlhan'ın tüm şiirlerinde sözcükler gerçek anlamlarının dışında değişmece (mecaz) anlamlarıyla kullanılır. Sık sık istiareye ( metafor)başvurur. Şiirlerin arka planında İstanbul var, özellikle Beyoğlu; yani çılgınların,bıçkınların, entellerin, çıbanların kenti. Bir de İzmir'i anlatır şairimiz, arada bir Paris'e uğrar. Attila İlhan'da bu üç kentin özel bir yeri vardır. Şiirlerinde bu kentlere ilişkin imgeler, sinema diline yaklaşan görüntüler vardır. İstanbul, liman, rıhtım... Sinema komşusu şiirin içerdiği sahneler. "Aysel git başımdan ben sana göre değilim/ ölümüm birden olacak seziyorum/ hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim." der. KENT ŞİİRİNDEN YEREL ÖĞELERE, NAZIMDAN NESİRE SAVRULAN ŞİİRLER.
Bela ÇiçeğiAttila İlhan · Bilgi Yayınevi · 20012,349 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2025 22. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Eylül 2025 12:11
Türk Edebiyat tarihinde şiir üzerine etkili isimlerinden biri olan Atilla İlhan'ın kendine has diliyle kaleme aldığı şiirlerin ve son kısmında meraklılarına diyerek eserlerin ortaya çıkış hikâyelerine dair notların yer aldığı eserimiz, ruhun derinliklerine inerek biraz dinlendiren ama aynı zamanda kelime lügatı bakımından yetersiz okuyucuları yoracak kelimeler barındıran kısa bir duygu tercümanıdır. --Aysel Git Başımdan --Sen Benim Hiçbir Şeyimsin --Belâ Çiçeği --Şubat Yolcusu . .. ... Dili yer yer yoran şiirler barındırsada aşk şairi Atilla İlhan'ın bu eseri okunması gereken kitaplar arasındadır - bana göre -
Bela ÇiçeğiAttila İlhan · Bilgi Yayınevi · 20012,349 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
Beğendi
·
2021 121. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2021 00:47
Bela Çiçeği’ kitabı Attila İlhan’ın en çok bilinen şiirlerinin olduğu kitap olmuş. Yine dönemin yaşanılan zorluklarını, sevdalarını ustaca anlatmış. Aysel Git Başımdan, Sen Benim Hiçbir Şeyimsin, Bela Çiçeği, Beni Bir Kere Dövdüler, Sirkeci Garpalas, Mahur Sevişmek isimli şiirler mevcuttur.
Bela ÇiçeğiAttila İlhan · Bilgi Yayınevi · 20012,349 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2023 39. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2023 19:52
Bela Çiçeği, Attila İlhan'ın okuduğum dördüncü şiir kitabı. Daha önce "Duvar", "Ben Sana Mecburum" ve "Ayrılık Sevdaya Dahil" şiir kitaplarını okumuştum. "Yazar" Attila İlhan'ın hayranıyım. "Aynanın İçindekiler" roman serisi muhteşem... Ancak "Şair" Attila İlhan'ı okuduğum bu dört şiir kitabı özelinde "sevemedim!" Hele son okuduğum Bela Çiçeği benim için tam bir hayal kırıklığı.. Aklımda kalan tek şiir; "Git Başımdan Aysel". Kesin, sorun bende... İnatla diğer şiir kitaplarını okumaya devam edeceğim.
Bela ÇiçeğiAttila İlhan · Bilgi Yayınevi · 20012,349 okunma
7/10
·136 syf.··
2023 102. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2023 23:56
Attila İlhan’ın, her birinin ayrı bir yaşanmışlık barındırdığı şiirlerinden oluşan bir kitabın daha sonuna gelmiş bulunuyorum. Aşk bahsiyle başlayıp toplumcu düzlemde devam eden yer yer divan şiirine nazire yapan bir tarzın ürünleri. İçinde dillere pelesenk olmuş bir şiir de var okuyun görün derim.
Bela ÇiçeğiAttila İlhan · Bilgi Yayınevi · 20012,349 okunma
Puan vermedi·136 syf.·
2024 77. kitabı
Belâ Çiçeği, Attilâ İlhan’ın duygusal derinliğini ve toplumsal duyarlılığını bir araya getiren önemli eserlerinden biridir. Şairin hem bireysel hem de toplumsal temaları ustalıkla işlediği bu kitap, Türk edebiyatında özel bir yere sahiptir. Kitapta, bireysel duyguların yanı sıra dönemin sosyal ve politik atmosferine dair derin izlenimler bulunur. Özellikle “gece garın saati belâ çiçeği” gibi dizeler, İlhan’ın melankolik ve çarpıcı anlatım tarzını yansıtıyor.. Keyifle okuyun
Alıntı
Bela ÇiçeğiAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20222,349 okunma

Yazar Hakkında

Attila İlhanYazar · 61 kitap
Attilâ İlhan (15 Haziran 1925 - 10 Ekim 2005), Türk şair, romancı, düşünür, deneme yazarı, gazeteci, senarist ve eleştirmen. Aydın çalışmalarıyla Türk edebiyat ve düşünce dünyasına önemli katkıları olmuştur. 15 Haziran 1925'te İzmir, Menemen'de doğdu. İlk ve orta eğitiminin büyük bir bölümünü İzmir ve babasının işi dolayısıyla gittikleri farklı bölgelerde tamamladı. İzmir Atatürk Lisesi'nin birinci sınıfındayken mektuplaştığı bir kıza yazdığı Nazım Hikmet şiirleriyle yakalanmasıyla 1941 Şubat'ında, 16 yaşındayken tutuklandı ve okuldan uzaklaştırıldı. Üç hafta gözaltında kaldı. İki ay hapiste yattı. Türkiye'nin hiçbir yerinde okuyamayacağına dair bir belge verilince, eğitim hayatına ara vermek zorunda kaldı. Danıştay kararıyla, 1944 yılında okuma hakkını tekrar kazandı ve İstanbul Işık Lisesi'ne yazıldı. Lise son sınıftayken amcasının kendisinden habersiz katıldığı CHP Şiir Armağanında Cebbaroğlu Mehemmed şiiriyle ikincilik ödülünü pek çok ünlü şairi geride bırakarak aldı. 1946'da mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu. Üniversite hayatının başarılı geçen yıllarında Yığın ve Gün gibi dergilerde ilk şiirleri yayımlanmaya başladı. 1948'de ilk şiir kitabı Duvar'ı kendi imkânlarıyla yayımladı. Paris yılları 1948 yılında, üniversite ikinci sınıftayken Nâzım Hikmet'i kurtarma hareketine katılmak üzere ilk kez Paris'e gitti. Bu harekette faal olarak yer aldı. Fransız toplumu ve orada bulunduğu çevreye ilişkin gözlemleri daha sonraki eserlerinde yer alan birçok karakter ve olaya temel oluşturmuştur. Türkiye'ye geri dönüşünde başı sık sık polisle derde girdi. Sansaryan Han'daki sorgulamalar ölüm, tehlike, gerilim temalarının işlendiği eserlerinde önemli rol oynamıştır. Şair bu gerilim havasını ilk şiirlerinde olmasa da özellikle Bela Çiçeği gibi kitaplarında eski günlerini yâd ettiği ya da eleştirdiği şiirlerini yayımladı. Birkaç kez gözaltına alındı. Attilâ İlhan, "Kaptan" lakabının kendisine Paris yıllarında bir dönem sakal bırakması üzerine arkadaşları tarafından yakıştırıldığını belirtmiştir. Lakabın yayılmasında beş bölümden oluşan Kaptan şiiri etkili olmuştur. İstanbul-İzmir-Paris üçgeni 1951 yılında Gerçek gazetesinde bir yazısından dolayı soruşturmaya uğrayınca Paris'e tekrar gitti. Fransa'daki bu dönem, Attilâ İlhan'ın Fransızcayı ve Marksizmi öğrendiği yıllardır. 1950'li yılları İstanbul-İzmir-Paris üçgeni içerisinde geçiren Attilâ İlhan, bu dönemde ismini yavaş yavaş Türkiye çapında duyurmaya başladı. Yurda döndükten sonra, Hukuk Fakültesi'ne devam etti. Ancak son sınıfta gazeteciliğe başlamasıyla beraber öğrenimini yarıda bıraktı. Sinemayla olan ilişkisi, yine bu dönemde, 1953'te Vatan gazetesinde sinema eleştirileri yazmasıyla başlamıştır. Sanatta Çok Yönlülük 1957'de gittiği Erzincan'da askerliğini yaptıktan sonra İstanbul'a dönüş yapan Attilâ İlhan, sinema çalışmalarına ağırlık verdi. On beşe yakın senaryoya Ali Kaptanoğlu adıyla imza attı. Sinemada aradığını bulamayınca, 1960'ta Paris'e geri döndü. Sosyalizmin geldiği aşamaları ve televizyonculuğu incelediği bu dönem, babasının ölmesiyle birlikte yazarın İzmir dönemini başlattı. Sekiz yıl İzmir'de kaldığı dönemde, Demokrat İzmir gazetesinin başyazarlığını ve genel yayın yönetmenliğini yürüttü. Aynı yıllarda, şiir kitabı olarak Yasak Sevişmek ve Aynanın İçindekiler dizisinden Bıçağın Ucu yayımlandı. 1968'de Biket İlhan ile evlendi, 15 yıl evli kaldı. İstanbul'a dönüş 1973'te Bilgi Yayınevi'nin danışmanlığını üstlenerek Ankara'ya taşındı. Sırtlan Payı ve Yaraya Tuz Basmak'ı Ankara'da yazdı. 1981'e kadar Ankara'da kalan yazar Fena Halde Leman adlı romanını tamamladıktan sonra İstanbul'a yerleşti. İstanbul'da gazetecilik serüveni Milliyet (2 Mart 1982 - 15 Kasım 1987) ve Gelişim Yayınları ile devam etti. Bir süre Güneş gazetesinde yazan Attilâ İlhan, 1993-1996 yılları arasında Meydan gazetesinde yazmaya devam etti. 1996 yılından 2005 yılına kadar köşe yazılarını Cumhuriyet gazetesinde sürdürdü. 1970'lerde Türkiye'de televizyon yayınlarının başlaması ve geniş kitlelere ulaşmasıyla beraber Attilâ İlhan da senaryo yazmaya geri döndü. Sekiz Sütuna Manşet, Kartallar Yüksek Uçar ve Yarın Artık Bugündür halk tarafından beğeniyle izlenilen diziler oldu. İlk romanı Sokaktaki Adam yayımlandığında 10 roman yazmıştı. Bunlar hiç gün ışığına çıkmadı. Attilâ İlhan bunun sebebini bir söyleşide şöyle açıklıyor: "... birçok roman yazdım daha önceden. Ama neden yayınlamadım? Çok akıllıca bir sebebi vardı. Çünkü biliyorum ki yazarlar ilk romanlarında kendilerini anlatırlar. O da romancılık değildir. Günlük tutmaktır." (Düşün, Haziran 1996). Roman serüvenine başladığında döneminin diğer yazarları daha çok yerel ve kırsal olayları, kişileri işlerken Attilâ İlhan şehir insanını Türkiye'nin yakın dönem tarihini siyasal, ekonomik ve sosyal yanlarıyla ele alan bir yapı içerisinde işliyordu. Sadece İstanbul ve İzmir gibi Türkiye'nin büyük şehirlerini, işlediği dönemin yaşam tarzını, ekonomik ve sosyal sorunlarını kahramanlarının gözüyle yansıtmakla yetinmiyor; aynı zamanda, batı kültürünün Türkiye'ye ne şekilde yansıdığını, olumlu ve olumsuz etkilerini, çizdiği karakterlerle ve Avrupa'daki şehirlerle örtüşen bir yapı içerisinde inceleniyordu. Hazırlık ve arayış dönemi Romanda "hazırlık ve arayış dönemi" diye nitelendirilebilecek dönemde, yayımladığı Sokaktaki Adam ve Zenciler Birbirine Benzemez'de yazarın Paris'te yaşadığı yıllara ait deneyimlerinin ve gözlemlerinin karakterlere yansıdığı görülür. Yazıldığı yıllarda Türkiye'deki Batılılaşma uğruna toplumdan kopan kişilerin bocalamaları Sokaktaki Adam'da ele alınırken, Zenciler Birbirine Benzemez'de Avrupa'da komünist ve antikomünist mültecilerle karşılaşan, hayal kırıklığına uğramış bir devrimci anlatılır. Her bölümün farklı bir karakterin ağzından aktarıldığı Sokaktaki Adam, Attilâ İlhan'ın edebiyatımıza getirdiği yeni bir söylem olarak alınabilir. Daha sonraki romanlarında da görüleceği gibi, diyalektik bir yaklaşımla işlenen olaylarda kahramanlar güçlü ve zayıf yanlarıyla okura ulaşır; birbirlerini suçlamaz ve okuyucuda ön yargı oluşturmazlar. Attilâ İlhan, Zenciler Birbirine Benzemez için şunları söylemiştir: "Kitap 'soğuk savaş'ın en belalı döneminde yazıldı, yayınlandı. Çok ikircikli bir sorunu tartışıyordum. Romanın kahramanı, İstanbul'daki ve Paris'teki 'solcu' çevrelerle düşüp kalkıyor, bunlarla ilişkilerini ve tartışmalarını anlatıyordu, her şeyi olduğu gibi yazmak, romanın yayımlanmasından vazgeçmekle eşitti. Bu bakımdan, içeriğine hafif flu bir hava verdim." Romanın dilinin farklılığını ise yazıldığı dönem içerisinde yoğun Fransızca çalışmasına bağlayan yazar, bazı cümleleri Fransızca düşünüp Türkçe yazmıştır. Olgunluk dönemi Yazarın "olgunluk dönemi" diye tanımlanabilecek edebiyat süreci Kurtlar Sofrası ile başlar. Sokaktaki Adam'da ne istediğini değil, ne istemediğini bilen biri anlatılırken; Zenciler Birbirine Benzemez'de Mehmed-Ali istedikleri ile istemedikleri arasında mütereddit bir karakteri yansıtmaktadır. Oysa Kurtlar Sofrası'nda Mahmud ne istediğini çok iyi bilen bir karakteri çizer. Bu üç romanıyla Attilâ İlhan Türk aydınına farklı açılardan bakar, fikirlerini diyalektik-materyalist bir sentez içinde derleyerek Türkiye için bir sentez önerir – ki sonradan yazdığı yedi kitaplık Aynanın İçindekiler serisi de bu zemine oturmaktadır. Bıçağın Ucu, Sırtlan Payı, Yaraya Tuz Basmak, Dersaadet'te Sabah Ezanları, O Karanlıkta Biz, Allah'ın Süngüleri: Reis Paşa ve Gazi Paşa bu seriyi oluşturan romanlardır. Her romanda yer alan karakterler, Türkiye'nin tarihinde köşe başlarını oluşturmuş dönemlere ayna tutan aydınlardır. Tarihi olaylar, politik ve sosyal dengelerle ele alınır. Birbirleriyle bağlantısı olan karakterlerden her biri bir romanda ön plana çıkar ve olaylar onun gözlemleriyle aktarılır. Bu serinin bütünü irdelendiğinde yine, yazarın Türk aydınına yakın tarihimize bir bakma şansı tanıdığını ve kendi toplumcu-gerçekçi bakış açısıyla önergeler sunduğu görülür. Ölümü Attilâ İlhan ilk kalp krizini 1985 yılında geçirdi. Bu tarihten sonra kardiyolojik sorunları devam eden İlhan'ın 2004'ten itibaren sağlık durumu daha da bozuldu. 10 Ekim 2005'te İstanbul'daki evinde geçirdiği ikinci kalp krizi sonucu hayata veda ettiğinde 80 yaşındaydı. Tiyatro ve sinema sanatçıları Çolpan İlhan'ın ağabeyi ve Kerem Alışık'ın dayısıdır. 2003 Sertel Demokrasi Ödülü'ne layık görülmüştür. 1946 CHP Şiir Yarışması İkinciliği, 1974 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü Tutuklunun Günlüğü ile, 1974 Yunus Nadi Roman Armağanı Sırtlan Payı ile, vefatından sonra 2007 yılında kurulan Attilâ İlhan Bilim Sanat Kültür Vakfı çalışmalarına devam etmektedir. Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Attilâ_İlhan