Bela Çiçeği

Attila İlhan
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·136 syf.··
2025 49. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 22 Kasım 2025 00:48
Nedendir bilinmez, Attila'nın dili bana duyguyu çok net geçiriyor. Şiirlerinde hissedilen çaresizlik beni derinden yaralıyor. Sanki hayatı kendisi dışındaki herkesin kontrolündeymiş de o, hayatını dışarıdan izliyormuş gibi. . . Şu zamanlarda duygu hissedebilmenin çok önemli olduğuna inanıyorum ve bu duygunun da Attila İlhan'da bulabileğinden eminim. Ancak Attila İlhan şiir kitapları için yakınacağım bir konu var ki, en duygu yoğunluklu şiirler en başta ardı ardına dururken sayfalar ilerledikçe o tempo sanki düşüyormuş gibi hissediyorum...
Bela ÇiçeğiAttila İlhan · İş Bankası Kültür Yayınları · 20222,349 okunma
Puan vermedi·136 syf.·
2024 77. kitabı
Belâ Çiçeği, Attilâ İlhan’ın duygusal derinliğini ve toplumsal duyarlılığını bir araya getiren önemli eserlerinden biridir. Şairin hem bireysel hem de toplumsal temaları ustalıkla işlediği bu kitap, Türk edebiyatında özel bir yere sahiptir. Kitapta, bireysel duyguların yanı sıra dönemin sosyal ve politik atmosferine dair derin izlenimler bulunur. Özellikle “gece garın saati belâ çiçeği” gibi dizeler, İlhan’ın melankolik ve çarpıcı anlatım tarzını yansıtıyor.. Keyifle okuyun
Alıntı
Bela ÇiçeğiAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20222,349 okunma
Belâ Çiçeği - Attila İLHAN
8/10
·96 syf.··
2021 93. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 28 Eylül 2021 23:12
Attila İlhan... Ne çok severdim kendisini. Öldüğünde ağlamamak için zor tutmuştum kendimi. Hâlâ zor gelir kitaplarını elime almak. İçim burkulur. Bela Çiçeği, onun tanıdık şiirlerinin de yer aldığı şiir kitabı. Aysel Git Başımdan ve Sen Benim Hiçbir Şeyimsin'i bilmeyen yoktur sanırım. "sen benim hiçbir şeyimsin yabancı bir şarkı gibi yarım yağmurlu bir ağaç gibi ıslak hiç kimse misin bilmem ki nesin uykumun arasında çağırdığım çocukluk sesimle ağlayarak" Diğer birçok şiiri duymamış olabilirsiniz. Sizi farklı mekanlara, farklı zamanlara ve farklı karakterlere götürecek. Yalnız nazım değil nesir bölümler de yer alıyor eserde. Onlar da en az şiirler kadar anlamlı. Ve eserin sonunda meraklısına notlar yer alıyor. Özellikle bu bölümü çok sevdim. Her şiirin bir hikayesi gibi adeta. Onlarla ilgili şiirlerden dahi önce bilmek isteyecekleriniz yer alıyor. Keşke her şair şiirleri için böylesi notlar düşseydi. Ne yok ki eserde. Aşk, sevgi, mücadele ve hatta Mustafa Kemal... Dile oldukça hakim. Eskiye de yeniye de ne denli hakim olduğunu gösteriyor şiirlerinde. Büyük bir şairdi. Keşke Aysel gitseydi başımızdan da Attila İlhan biraz daha kalsaydı. Ama kendi tabiriyle: An gelir, Attila İlhan ölür. Sizin en sevdiğiniz alıntıyla son vermek istiyorum incelememe: "Tuzla buz ettiler, parçaladılar yalnızlığımızı." (s. 98)
Şiir
Belâ ÇiçeğiAttila İlhan · Ataç Kitabevi Yayınları · 19622,349 okunma
Puan vermedi·135 syf.·
2019 37. kitabı
Size, bize mevcutlu götürülen, az sonra karısından ayrı düşecek olana, Beyoğlunun arka sokaklarında çamurlara bata çıka yürüyene, karanlık odalarda kendini arayana, eksik sevene, dövülmüş halini kimseler görmesin isteyene, cam yeşili etek giyene, sonbahar uğultusu duymamış olana bakıyor Atilla İlhan, bakıyor ve onlardan, sizden, bizden şiir yapıyor. İlk kez 1962 de basılan BELA ÇİÇEĞİnde onun, kendine, hayatından şöyle ya da böyle gelip geçen insanlara, dostlarına, sevgililerine, sokaklara, meydanlara, toplumsal olaylara bakarak yaptığı şiirler bulacaksınız; belki kendinizi de..
1000Kitap
Belâ ÇiçeğiAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20192,349 okunma
8/10
·135 syf.··
2017 166. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 26 Eylül 2017 05:46
aysel git başımdan ile başladığı için olsa gerek büyük beklenti oluşturdu fakat diğer kitaplarına göre daha durağan bir yapısı var. cinnet çarşısı bölümü daha çok öykü gibi. Yine de okunası bir kitap sadece konu Attila İlhan olunca beklenti yüksek oluyor.
Edebiyat
Belâ ÇiçeğiAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20192,349 okunma
Canımın Parçası
Puan vermedi·135 syf.··
Beğendi
·
2018 49. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Ekim 2018 16:33
Attilâ İlhan.. Bu isim benim için o kadar çok önemli ki.. Önemine geçmeden önce sevgili dostum Gül'e sonsuz teşekkür ve minnetimi bildiriyorum. Nedenine gelecek olursam, nedeni yok, aslında bakarsanız nefret etmem için daha çok sebep var Attilâ İlhan 'dan ama ben ondan vazgeçemiyorum. Hastalık ya da takıntı değil bu. Kendimi şairin şu şiiri ile açıklamak istiyorum ; Sen benim hiçbir şeyimsin Yazdıklarımdan çok daha az Hiç kimse misin bilmem ki nesin Lüzumundan fazla beyaz Sen benim hiçbir şeyimsin Varlığın yokluğun anlaşılmaz Galiba eski liman üzerindesin Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak Dudaklarınla cama çizdiğin En fazla sonbahar otellerinde Üniversiteli bir kız uykusu bulmak Yalnızlığı öldüresiye çirkin Sabaha karşı öldüresiye korkak Kulağı çabucak telefon zillerinde Sen benim hiçbir şeyimsin Hiçbir sevişmek yaşamışlığım Henüz boş bir roman sahifesinde Hiç kimse misin bilmem ki nesin Ne çok çığlıkların silemediği Zaten yok bir tren penceresinde Sen benim hiçbir şeyimsin Yabancı bir şarkı gibi yarım Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
1000Kitap
Belâ ÇiçeğiAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20192,349 okunma
10/10
·135 syf.··
Beğendi
·
2016 113. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2016 20:50
Attila İlhan'ın şiirlerindeki güçlü imgeleri o akla hayale gelmez tokat gibi sürpriz vuruşları, bitirişleri yok mu insanı derinden etkiliyor. Defalarca okuyorsunuz ama onun şiirlerine doymak bilmek nedir bilmiyor insan. Vurdukça vurasınız geliyor o ruh şırıngasını. Okudukça okuyasınız geliyor. Belkide aç olan ruhunuzu dizginleyemiyorsunuz böyle şaheserlerin karşısında. Bela Çiçeğini elinize alır almaz o sırlı perdeleri açıyor size İlhan. Sürüklüyor, sürüklüyor ve bir deniz kıyısındaki dalgaların sesini dinlerken birden gözyaşları iniyor gökten. Öyle hesapsız tahayyül edilmez düşlerden uyandırıyor ki sizi onun kitaplarında kendinizi buluyorsunuz. Ruhunuzu çoğaltmak istiyorsunuz yıldızlarda. Ne güzel söylemiş şair. Seni kim çizebilir Şubat yolcusu Bütün çizgileri bozuyorsun. Şu dizelerinde de nasıl vurmuş bizi sokak ortasında tam kalbimizden; aysel git başımdan ben sana göre değilim ölümüm birden olacak seziyorum hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim aysel git başımdan istemiyorum benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün .............. aysen git başımdan seni seviyorum İlhan'ın eserlerindeki iç derinliğini tarif etmek asla mümkün olmuyor. Ancak okuyan hissedebilir bunu. Onun Türk Şiirine kazandırdığı eserlerinin kıymetini daha fazla bilmeliyiz diye düşünüyorum. Çünkü gerçekten yazdığı şiirler dünya çapında okunacak kadar değeri olan şiirlerdir. Sözlerimi yine İlhan'ın o müthiş hayal dünyasının eseri olan bir şiiriyle bitiyorum. değil mi ki sen çıkıp çıkıp bıçak atıyorsun 12'den bırak öyleyse kısa devre yapsın johann sebastian bach bir kere de yalnızlığın trompetlerini dinleyelim. şişedeki alkol iki ağır batarya tutar mı hiç belli değil vurdukça vursa da yenilmeyiz avuçlarımızdaki portakal kokusuna ....... Keyifli okumalar.. :)
Şiir
Belâ ÇiçeğiAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20192,349 okunma
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2023 289. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2023 20:03
Kaptan, bu sefer de İstanbul ve İzmir sokaklarında dolaştırıyor okurlarını. Yalnızlık ve ayrılık şiirlerine ek olarak İspanya İç Savaşı, Nazım Hikmet mücadelesi gibi siyasi konular da vardı şiirlerde. Tavsiye ederim.
Bela ÇiçeğiAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20222,349 okunma
4/10
·135 syf.··
2021 4. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2021 20:52
Aysel git başımdan şiiriyle başlayıp büyük beklenti oluşturan Attila İlhan'ın kitabında ilerleyen şiirlerde çok fazla durağanlık söz konusu. Attila İlhan'ın okuduğum ikinci şiir kitabı ve karşılaştırdığım zaman maalesef düşük bir performans göze çarpıyor.
Belâ ÇiçeğiAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20192,349 okunma
6/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2023 79. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2023 19:23
Hepimize şimdiden iyi iftarlar, afiyet olsun, Allah kabul etsin. Zamanında boşuna Bilgi Yayınlarına teşekkür etmedik. Yaptıkları işler ve verdikleri emekler her kitapta kendini gösteriyor. Yeni baskıya sahip olmama rağmen eski basımdan uzaklaşamadım ve eski basımdan okudum. Bilinen ve bilinmeyen ama göze hoş gelen pek çok şiiri (tabii ki duygusal) barındıran bir eser olduğunu da ekleyelim. Tabi bazılarına şiir demek de saygısızlık olur ama bir bütün olarak değerlendirmeye çalışıyorum. Şiirler kadar sonu da güzel yani yazar ne yaşadı, neler hissetti ve nasıl yazıya aktarma süreçleri yaşandı hepsi okurken hoşuma gidiyor. Tabi konular çok fazla. Mesela açıyoruz kitabı ve karşımızda savaş yıllarının mutsuzluğu çıkıyor, siyaset ve soğuk savaşın etkileri işleniyor. Kısaca bir şeylerden uzaklaşma ve kaçma çabasını ve izlerini görüyoruz ama aynı zamanda bu ülkeden olmaz, ben bu ülkeden gidip kurtulayım düşüncesinden ziyade bu ülkenin sorunlarını sürekli gündeme getireyim belki bir çözüm bulmak isteyen olur düşüncesini görüyoruz. Mesela bir başka bölüm açıyoruz burada da karşımıza eğlence çıkıyor. Bir şekilde mutsuzuz, üzgünüz ama kendimizi toparlamak bir kere geldiğimiz hayatta iyi vakit geçirmek de hakkımız diyerek yapılan eğlencenin yazıya dökülmesini okuyoruz. Bir başka bölüm oluyor orada aşkı okumuyor adeta yaşıyoruz. Yani yazarın bir çabası var ve bu çabanın altında da ‘İyimserlik’ duygusunun ön planda olduğunu görüyoruz. Bir şekilde yollarımız iyiye çıkacak duygusunun hakimiyetini görüyoruz. Güzel günlere olan inancı koruyoruz. Zaten umut ve ümit olmadıktan sonra neden yaşıyoruz, öyle değil mi? Özellikle eski basımlarda şu bazı kitaplarına eklenen adeta NEDEN YAZDIM ve NASIL YAZILDI satırları (meraklısına notlar diye geçer) çok önemli bir yer tutuyor diyebiliriz.
Bela ÇiçeğiAttila İlhan · Bilgi Yayınevi · 20012,349 okunma

Yazar Hakkında

Attila İlhanYazar · 61 kitap
Attilâ İlhan (15 Haziran 1925 - 10 Ekim 2005), Türk şair, romancı, düşünür, deneme yazarı, gazeteci, senarist ve eleştirmen. Aydın çalışmalarıyla Türk edebiyat ve düşünce dünyasına önemli katkıları olmuştur. 15 Haziran 1925'te İzmir, Menemen'de doğdu. İlk ve orta eğitiminin büyük bir bölümünü İzmir ve babasının işi dolayısıyla gittikleri farklı bölgelerde tamamladı. İzmir Atatürk Lisesi'nin birinci sınıfındayken mektuplaştığı bir kıza yazdığı Nazım Hikmet şiirleriyle yakalanmasıyla 1941 Şubat'ında, 16 yaşındayken tutuklandı ve okuldan uzaklaştırıldı. Üç hafta gözaltında kaldı. İki ay hapiste yattı. Türkiye'nin hiçbir yerinde okuyamayacağına dair bir belge verilince, eğitim hayatına ara vermek zorunda kaldı. Danıştay kararıyla, 1944 yılında okuma hakkını tekrar kazandı ve İstanbul Işık Lisesi'ne yazıldı. Lise son sınıftayken amcasının kendisinden habersiz katıldığı CHP Şiir Armağanında Cebbaroğlu Mehemmed şiiriyle ikincilik ödülünü pek çok ünlü şairi geride bırakarak aldı. 1946'da mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu. Üniversite hayatının başarılı geçen yıllarında Yığın ve Gün gibi dergilerde ilk şiirleri yayımlanmaya başladı. 1948'de ilk şiir kitabı Duvar'ı kendi imkânlarıyla yayımladı. Paris yılları 1948 yılında, üniversite ikinci sınıftayken Nâzım Hikmet'i kurtarma hareketine katılmak üzere ilk kez Paris'e gitti. Bu harekette faal olarak yer aldı. Fransız toplumu ve orada bulunduğu çevreye ilişkin gözlemleri daha sonraki eserlerinde yer alan birçok karakter ve olaya temel oluşturmuştur. Türkiye'ye geri dönüşünde başı sık sık polisle derde girdi. Sansaryan Han'daki sorgulamalar ölüm, tehlike, gerilim temalarının işlendiği eserlerinde önemli rol oynamıştır. Şair bu gerilim havasını ilk şiirlerinde olmasa da özellikle Bela Çiçeği gibi kitaplarında eski günlerini yâd ettiği ya da eleştirdiği şiirlerini yayımladı. Birkaç kez gözaltına alındı. Attilâ İlhan, "Kaptan" lakabının kendisine Paris yıllarında bir dönem sakal bırakması üzerine arkadaşları tarafından yakıştırıldığını belirtmiştir. Lakabın yayılmasında beş bölümden oluşan Kaptan şiiri etkili olmuştur. İstanbul-İzmir-Paris üçgeni 1951 yılında Gerçek gazetesinde bir yazısından dolayı soruşturmaya uğrayınca Paris'e tekrar gitti. Fransa'daki bu dönem, Attilâ İlhan'ın Fransızcayı ve Marksizmi öğrendiği yıllardır. 1950'li yılları İstanbul-İzmir-Paris üçgeni içerisinde geçiren Attilâ İlhan, bu dönemde ismini yavaş yavaş Türkiye çapında duyurmaya başladı. Yurda döndükten sonra, Hukuk Fakültesi'ne devam etti. Ancak son sınıfta gazeteciliğe başlamasıyla beraber öğrenimini yarıda bıraktı. Sinemayla olan ilişkisi, yine bu dönemde, 1953'te Vatan gazetesinde sinema eleştirileri yazmasıyla başlamıştır. Sanatta Çok Yönlülük 1957'de gittiği Erzincan'da askerliğini yaptıktan sonra İstanbul'a dönüş yapan Attilâ İlhan, sinema çalışmalarına ağırlık verdi. On beşe yakın senaryoya Ali Kaptanoğlu adıyla imza attı. Sinemada aradığını bulamayınca, 1960'ta Paris'e geri döndü. Sosyalizmin geldiği aşamaları ve televizyonculuğu incelediği bu dönem, babasının ölmesiyle birlikte yazarın İzmir dönemini başlattı. Sekiz yıl İzmir'de kaldığı dönemde, Demokrat İzmir gazetesinin başyazarlığını ve genel yayın yönetmenliğini yürüttü. Aynı yıllarda, şiir kitabı olarak Yasak Sevişmek ve Aynanın İçindekiler dizisinden Bıçağın Ucu yayımlandı. 1968'de Biket İlhan ile evlendi, 15 yıl evli kaldı. İstanbul'a dönüş 1973'te Bilgi Yayınevi'nin danışmanlığını üstlenerek Ankara'ya taşındı. Sırtlan Payı ve Yaraya Tuz Basmak'ı Ankara'da yazdı. 1981'e kadar Ankara'da kalan yazar Fena Halde Leman adlı romanını tamamladıktan sonra İstanbul'a yerleşti. İstanbul'da gazetecilik serüveni Milliyet (2 Mart 1982 - 15 Kasım 1987) ve Gelişim Yayınları ile devam etti. Bir süre Güneş gazetesinde yazan Attilâ İlhan, 1993-1996 yılları arasında Meydan gazetesinde yazmaya devam etti. 1996 yılından 2005 yılına kadar köşe yazılarını Cumhuriyet gazetesinde sürdürdü. 1970'lerde Türkiye'de televizyon yayınlarının başlaması ve geniş kitlelere ulaşmasıyla beraber Attilâ İlhan da senaryo yazmaya geri döndü. Sekiz Sütuna Manşet, Kartallar Yüksek Uçar ve Yarın Artık Bugündür halk tarafından beğeniyle izlenilen diziler oldu. İlk romanı Sokaktaki Adam yayımlandığında 10 roman yazmıştı. Bunlar hiç gün ışığına çıkmadı. Attilâ İlhan bunun sebebini bir söyleşide şöyle açıklıyor: "... birçok roman yazdım daha önceden. Ama neden yayınlamadım? Çok akıllıca bir sebebi vardı. Çünkü biliyorum ki yazarlar ilk romanlarında kendilerini anlatırlar. O da romancılık değildir. Günlük tutmaktır." (Düşün, Haziran 1996). Roman serüvenine başladığında döneminin diğer yazarları daha çok yerel ve kırsal olayları, kişileri işlerken Attilâ İlhan şehir insanını Türkiye'nin yakın dönem tarihini siyasal, ekonomik ve sosyal yanlarıyla ele alan bir yapı içerisinde işliyordu. Sadece İstanbul ve İzmir gibi Türkiye'nin büyük şehirlerini, işlediği dönemin yaşam tarzını, ekonomik ve sosyal sorunlarını kahramanlarının gözüyle yansıtmakla yetinmiyor; aynı zamanda, batı kültürünün Türkiye'ye ne şekilde yansıdığını, olumlu ve olumsuz etkilerini, çizdiği karakterlerle ve Avrupa'daki şehirlerle örtüşen bir yapı içerisinde inceleniyordu. Hazırlık ve arayış dönemi Romanda "hazırlık ve arayış dönemi" diye nitelendirilebilecek dönemde, yayımladığı Sokaktaki Adam ve Zenciler Birbirine Benzemez'de yazarın Paris'te yaşadığı yıllara ait deneyimlerinin ve gözlemlerinin karakterlere yansıdığı görülür. Yazıldığı yıllarda Türkiye'deki Batılılaşma uğruna toplumdan kopan kişilerin bocalamaları Sokaktaki Adam'da ele alınırken, Zenciler Birbirine Benzemez'de Avrupa'da komünist ve antikomünist mültecilerle karşılaşan, hayal kırıklığına uğramış bir devrimci anlatılır. Her bölümün farklı bir karakterin ağzından aktarıldığı Sokaktaki Adam, Attilâ İlhan'ın edebiyatımıza getirdiği yeni bir söylem olarak alınabilir. Daha sonraki romanlarında da görüleceği gibi, diyalektik bir yaklaşımla işlenen olaylarda kahramanlar güçlü ve zayıf yanlarıyla okura ulaşır; birbirlerini suçlamaz ve okuyucuda ön yargı oluşturmazlar. Attilâ İlhan, Zenciler Birbirine Benzemez için şunları söylemiştir: "Kitap 'soğuk savaş'ın en belalı döneminde yazıldı, yayınlandı. Çok ikircikli bir sorunu tartışıyordum. Romanın kahramanı, İstanbul'daki ve Paris'teki 'solcu' çevrelerle düşüp kalkıyor, bunlarla ilişkilerini ve tartışmalarını anlatıyordu, her şeyi olduğu gibi yazmak, romanın yayımlanmasından vazgeçmekle eşitti. Bu bakımdan, içeriğine hafif flu bir hava verdim." Romanın dilinin farklılığını ise yazıldığı dönem içerisinde yoğun Fransızca çalışmasına bağlayan yazar, bazı cümleleri Fransızca düşünüp Türkçe yazmıştır. Olgunluk dönemi Yazarın "olgunluk dönemi" diye tanımlanabilecek edebiyat süreci Kurtlar Sofrası ile başlar. Sokaktaki Adam'da ne istediğini değil, ne istemediğini bilen biri anlatılırken; Zenciler Birbirine Benzemez'de Mehmed-Ali istedikleri ile istemedikleri arasında mütereddit bir karakteri yansıtmaktadır. Oysa Kurtlar Sofrası'nda Mahmud ne istediğini çok iyi bilen bir karakteri çizer. Bu üç romanıyla Attilâ İlhan Türk aydınına farklı açılardan bakar, fikirlerini diyalektik-materyalist bir sentez içinde derleyerek Türkiye için bir sentez önerir – ki sonradan yazdığı yedi kitaplık Aynanın İçindekiler serisi de bu zemine oturmaktadır. Bıçağın Ucu, Sırtlan Payı, Yaraya Tuz Basmak, Dersaadet'te Sabah Ezanları, O Karanlıkta Biz, Allah'ın Süngüleri: Reis Paşa ve Gazi Paşa bu seriyi oluşturan romanlardır. Her romanda yer alan karakterler, Türkiye'nin tarihinde köşe başlarını oluşturmuş dönemlere ayna tutan aydınlardır. Tarihi olaylar, politik ve sosyal dengelerle ele alınır. Birbirleriyle bağlantısı olan karakterlerden her biri bir romanda ön plana çıkar ve olaylar onun gözlemleriyle aktarılır. Bu serinin bütünü irdelendiğinde yine, yazarın Türk aydınına yakın tarihimize bir bakma şansı tanıdığını ve kendi toplumcu-gerçekçi bakış açısıyla önergeler sunduğu görülür. Ölümü Attilâ İlhan ilk kalp krizini 1985 yılında geçirdi. Bu tarihten sonra kardiyolojik sorunları devam eden İlhan'ın 2004'ten itibaren sağlık durumu daha da bozuldu. 10 Ekim 2005'te İstanbul'daki evinde geçirdiği ikinci kalp krizi sonucu hayata veda ettiğinde 80 yaşındaydı. Tiyatro ve sinema sanatçıları Çolpan İlhan'ın ağabeyi ve Kerem Alışık'ın dayısıdır. 2003 Sertel Demokrasi Ödülü'ne layık görülmüştür. 1946 CHP Şiir Yarışması İkinciliği, 1974 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü Tutuklunun Günlüğü ile, 1974 Yunus Nadi Roman Armağanı Sırtlan Payı ile, vefatından sonra 2007 yılında kurulan Attilâ İlhan Bilim Sanat Kültür Vakfı çalışmalarına devam etmektedir. Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Attilâ_İlhan