Belâ Çiçeği, Attilâ İlhan’ın duygusal derinliğini ve toplumsal duyarlılığını bir araya getiren önemli eserlerinden biridir. Şairin hem bireysel hem de toplumsal temaları ustalıkla işlediği bu kitap, Türk edebiyatında özel bir yere sahiptir.
Kitapta, bireysel duyguların yanı sıra dönemin sosyal ve politik atmosferine dair derin izlenimler bulunur. Özellikle “gece garın saati belâ çiçeği” gibi dizeler, İlhan’ın melankolik ve çarpıcı anlatım tarzını yansıtıyor..
Keyifle okuyun
Kaptan, bu sefer de İstanbul ve İzmir sokaklarında dolaştırıyor okurlarını. Yalnızlık ve ayrılık şiirlerine ek olarak İspanya İç Savaşı, Nazım Hikmet mücadelesi gibi siyasi konular da vardı şiirlerde. Tavsiye ederim.
Bela ÇiçeğiAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20222,348 okunma
"aysel git başımdan ben sana göre değilim
ölümüm birden olacak seziyorum
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
aysel git başımdan istemiyorum"
**************************
Merhabalar Bugün seksen yıllık ömrüne, elli altı kitap ve altı senaryo sığdıran Attilâ İlhan'ın "Bela Çiçeği" adlı şiir kitabıyla geldim. Bela Çiçeği, Attila İlhan'ın ilk kez 1962'de baskısı yapılan şiir kitabıdır. Kitabımız; beş bölümden oluşuyor. İlk dört bölüm şairimizin şiirlerden oluşurken, "Meraklısı İçin Notlar" kısmında, Attilâ İlhan hangi şiiri, ne zaman, hangi olay ya da durum üzerine hangi psikolojide vb yazdığını anlatıyor. Bence şiir sevenler için mükemmel bir şey bu. Okuduğumuz şiirler tabii ki hepimizde farklı duygular uyandırıyor ama şiiri yazan için önemini bilmek çok daha özel bir şey. Mesela şairimiz "Ben Sana Mecburum" kitabına sığdıramadığı şiirleri bu kitaba eklemiş ve bu yüzden bu kitabı onun organik bir uzantısı olarak görüyor. Bu bilgiyi okumak şiir seven için önemli bir şey. Bela Çiçeği'nde tema olarak toplumsal olayları, sokakları, şairimizin kendi hayatını, dostlarını, aşklarını okuyoruz. Ben yine çok beğendim. İlhan'ın aşk şiirleri çok sevdiklerim tabi ama toplumsal içerikli şiirlerini de çok seviyorum. Eğer siz de şiir okumayı seviyor ve Attilâ İlhan'ın kalemini merak ediyorsanız bu güzel kitabı öneririm. Şiirle ve sevgiyle kalın dostlar.
Yine en sevdiğim şair olan Attilâ İlhan’ın şiir kitabını bitirdim. Aslında çok daha önce, belki bir günde okunacak bir kitaptı ama bu aralar pek okumaya vakit ayırmıyorum diye kendime bir serzenişte bulunarak incelememe başlıyorum.
Kitapta popüler şiirlerden olan belâ çiçeği, aysel git başımdan, sen benim hiçbir şeyimsin, mâhur sevişmek, emirgân’da çay saati gibi şiirleri buluyor. Attilâ Ilhan’ın tarzı genel olarak bilinir şiirlerini şehir hayatıyla harmanlayarak sunması yazarı gündelik hayatımıza yaklaştırıp şiirlerini daha fazla benimsememizi sağlıyor, bu benim görüşüm elbette. Ayrıca imkânsız aşkı işlemeyi öylesine iyi beceriyor ki bu işte gerçekten büyük bir yetkinliğe sahip olduğunu görüyorsunuz hemen. Örnek olarak “aysel git başımdan” şiirinde şunları yazıyor:
“ıslığımı denesen hemen düşürürsün
gözlerim hızlandırır tenhâlığını
yanlış şehirlere götürür trenlerim
ya ölmek ustalığını kazanırsın
ya korku biriktirmek yetisini
acılarım iyice bol gelir sana
sevincim bir türlü tutmaz sevincini
aysel git başımdan ben sana göre değilim…”
der ve ama son satırda öyle bir şey yazar ki işte aşk böyle bir şey dedirtir insana:
“ … ölümüm birden olacak seziyorum
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
aysel git başımdan seni seviyorum”
diye bitirir ve git demenin her zaman sevdadan bir vazgeçiş olmadığını anlatır insana.
Kitabın sonunda meraklısı için notlar bölümü var. Burada yazar bazı şiirlerini nasıl kaleme aldığını, kim için yazdığını ve şiirlerin kendisi için önemini anlatmış. Okurken keyif alacağınızı düşünüyorum. Birde tavsiyem şiir kitabı okurken bazı şiirleri yüksek sesle okuyun daha fazla tat alacağınızı düşünüyorum :) bence denemeye değer…
Attilâ İlhan'ın "Belâ Çiçeği" adlı şiir kitabı, benim şairin okuduğum ilk kitabıdır. Kendisini, "Ben Sana Mecburum", " Ayrılık da Sevdaya Dahil", "Üçüncü Şahsın Şiiri" gibi şiirlerle tanıdım ve bu şiirler kalbimde derin izler bıraktı. "Beni Koyup Gitme" şiiri bestelendi ve Yaşar tarafından seslendirildi. Onu da çok beğenmiştim.
Kimi dizeler kalpte derin izler bırakır. Zirâ herkese nasip olmaz derin dizeler yazmak. Şair, eserinde bazen kendinden bazen hayatındaki insanlardan bazen de dönemin sosyal ve siyasi olaylarından şiirleriyle bahsetmiş. Bunu da ilk görüşte anlamak zor olabiliyor. Bu yüzden şair, eserinin sonuna "Meraklısı İçin Notlar" Başlığı altında hangi şiirin ne için yazıldığı hakkında bilgi vermiş. Okuyucuların beğeneceğini düşünüyorum. Bu yüzden, beğenerek okumanız dileğiyle...
Bela ÇiçeğiAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20222,348 okunma
Şairin bu kitabında,”aysel git başımdan, sen benim hiçbir şeyimsin” gibi geniş kitlelerce bilinen şiirleri de çok bilindiğini düşünmediğim ama şairi seven okuyucuların bilebileceği şiirler de mevcut. Türkiye’de şairlerimizin genelde bazı şiirleriyle tanınmaları, sürekli bazı şiirleriyle anılmaları ve aslında bu durumdan pek de memnun olmadıkları düşünülürse Attilâ İlhan’ın bazı şiirlerinin daha fazla bilinir olması da şaşırtıcı gelmiyor bana. İşin aslı ben de şairin bu bilinen şiirlerini kitaptaki diğer şiirlerinden daha fazla sevdiğimi ifade etmeliyim.
Kitaptaki “cinnet çarşısı” başlıklı bölümlerdeki şiirlerin ya da şiirsel metinlerin şairin “Abbas Yolcu” başlığı altında yazmış olduğu gezi yazılarının okuyucular tarafından şiir gibi görülmesi üzerine şair Beyoğlu’nu anlatan bu metinleri bu şiir kitabına aldığını ifade ediyor kitabin “meraklısı için notlar” bölümünde. Kitabın ” mahûr sevişmek” başlıklı bölümündeki şiirlerin bazılarını yazdığı romanlardaki kahramanlardan ve romanın yazım sürecindeki etkilenimler sonucu yazdığını da ifade ediyor Attilâ İlhan. Yine bu bölümdeki bazı şiirlerin yazılmasında 27 Mayıs sürecine gidilirken toplumda yaşanan hareketliliğin etkili olduğunu ifade ediyor Attilâ İlhan.
Attilâ İlhan, kitabın “meraklısı için notlar ” bölümünde tüm şiirleri için yaptığı gibi, “aysel git başımdan” ve” sen benim hiçbir şeyimsin” şiirlerinin nasıl şekillendiğine ilişkin bilgiler vermiş. Bahsi geçen şiirlerle ilgili açıklamalar benim çok hoşuma gitti. Eminim sizler de bu bilgileri okuduktan sonra hem şaşıracak hem de bu şiirlere daha farklı bir gözle bakacaksınız. Şiirlerle ilgili şairin vermiş olduğu bu bilgilerin şiirlerin etkisini ve gizemini azaltabileceğini düşünebilir kimileri. Belki de bu düşüncelerinde haklıdırlar büyük oranda ama usta bir şairin
Attilâ İlhan'ın bu kitabı;
- belâ çiçeği
- cinnet çarşısı
- mahur sevişmek
bölümlerinden oluşmuştur ve kitabın sonuna da meraklısı için notlar eklenmiştir.
Atilla İlhan… Okumadığımda eksikliğini hissediyorum, okuduğumda doyamıyorum.. Hayatımda yerin çok büyük her zaman iyi hislerle anıyorum seni büyük üstad.
Bela ÇiçeğiAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20222,348 okunma
Size, bize, “mevcutlu” götürülen, az sonra karısından ayrı düşecek olana, Beyoğlu’nun arka sokaklarında çamurlara bata çıka yürüyene, karanlık odalarda kendini arayana ”eksik” sevene, dövülmüş halini kimseler görmesin isteyene, cam yeşil etek giyene, sonbahar uğultusu duymamış olana bakıyor Attilâ İlhan, bakıyor ve onlardan, sizden, bizden şiir yapıyor.
İlk kez 1962’de basılan Belâ Çiçeği’nde onun, kendine, hayatından şöyle ya da böyle gelip geçen insanlara, dostlarına, sevgililerine, sokaklara, meydanlara, toplumsal olaylara bakarak yazdığı şiirleri
bulacaksınız ; belki kendinizi de…
içerisinde çok güzel şiirler var. beni bir kere dövdüler, mahur sevişmek, aysel git başımdan, sen benim hiçbir şeyimsin vb.. bazı yerlerde kurduğu cümleleri anlayamamakla beraber saian tarzında akıcı bir konuşma dili olması ilgimi çekti, ki önceden attila ilhan'a ısınıp bir anda soğumuştum. tekrar okuyabilmek güzel. Bela ÇiçeğiAttila İlhan
Attilâ İlhan (15 Haziran 1925 - 10 Ekim 2005), Türk şair, romancı, düşünür, deneme yazarı, gazeteci, senarist ve eleştirmen. Aydın çalışmalarıyla Türk edebiyat ve düşünce dünyasına önemli katkıları olmuştur.
15 Haziran 1925'te İzmir, Menemen'de doğdu. İlk ve orta eğitiminin büyük bir bölümünü İzmir ve babasının işi dolayısıyla gittikleri farklı bölgelerde tamamladı. İzmir Atatürk Lisesi'nin birinci sınıfındayken mektuplaştığı bir kıza yazdığı Nazım Hikmet şiirleriyle yakalanmasıyla 1941 Şubat'ında, 16 yaşındayken tutuklandı ve okuldan uzaklaştırıldı. Üç hafta gözaltında kaldı. İki ay hapiste yattı. Türkiye'nin hiçbir yerinde okuyamayacağına dair bir belge verilince, eğitim hayatına ara vermek zorunda kaldı. Danıştay kararıyla, 1944 yılında okuma hakkını tekrar kazandı ve İstanbul Işık Lisesi'ne yazıldı. Lise son sınıftayken amcasının kendisinden habersiz katıldığı CHP Şiir Armağanında Cebbaroğlu Mehemmed şiiriyle ikincilik ödülünü pek çok ünlü şairi geride bırakarak aldı. 1946'da mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu. Üniversite hayatının başarılı geçen yıllarında Yığın ve Gün gibi dergilerde ilk şiirleri yayımlanmaya başladı. 1948'de ilk şiir kitabı Duvar'ı kendi imkânlarıyla yayımladı.
Paris yılları
1948 yılında, üniversite ikinci sınıftayken Nâzım Hikmet'i kurtarma hareketine katılmak üzere ilk kez Paris'e gitti. Bu harekette faal olarak yer aldı. Fransız toplumu ve orada bulunduğu çevreye ilişkin gözlemleri daha sonraki eserlerinde yer alan birçok karakter ve olaya temel oluşturmuştur. Türkiye'ye geri dönüşünde başı sık sık polisle derde girdi. Sansaryan Han'daki sorgulamalar ölüm, tehlike, gerilim temalarının işlendiği eserlerinde önemli rol oynamıştır. Şair bu gerilim havasını ilk şiirlerinde olmasa da özellikle Bela Çiçeği gibi kitaplarında eski günlerini yâd ettiği ya da eleştirdiği şiirlerini yayımladı. Birkaç kez gözaltına alındı.
Attilâ İlhan, "Kaptan" lakabının kendisine Paris yıllarında bir dönem sakal bırakması üzerine arkadaşları tarafından yakıştırıldığını belirtmiştir. Lakabın yayılmasında beş bölümden oluşan Kaptan şiiri etkili olmuştur.
İstanbul-İzmir-Paris üçgeni
1951 yılında Gerçek gazetesinde bir yazısından dolayı soruşturmaya uğrayınca Paris'e tekrar gitti. Fransa'daki bu dönem, Attilâ İlhan'ın Fransızcayı ve Marksizmi öğrendiği yıllardır. 1950'li yılları İstanbul-İzmir-Paris üçgeni içerisinde geçiren Attilâ İlhan, bu dönemde ismini yavaş yavaş Türkiye çapında duyurmaya başladı. Yurda döndükten sonra, Hukuk Fakültesi'ne devam etti. Ancak son sınıfta gazeteciliğe başlamasıyla beraber öğrenimini yarıda bıraktı. Sinemayla olan ilişkisi, yine bu dönemde, 1953'te Vatan gazetesinde sinema eleştirileri yazmasıyla başlamıştır.
Sanatta Çok Yönlülük
1957'de gittiği Erzincan'da askerliğini yaptıktan sonra İstanbul'a dönüş yapan Attilâ İlhan, sinema çalışmalarına ağırlık verdi. On beşe yakın senaryoya Ali Kaptanoğlu adıyla imza attı. Sinemada aradığını bulamayınca, 1960'ta Paris'e geri döndü. Sosyalizmin geldiği aşamaları ve televizyonculuğu incelediği bu dönem, babasının ölmesiyle birlikte yazarın İzmir dönemini başlattı. Sekiz yıl İzmir'de kaldığı dönemde, Demokrat İzmir gazetesinin başyazarlığını ve genel yayın yönetmenliğini yürüttü. Aynı yıllarda, şiir kitabı olarak Yasak Sevişmek ve Aynanın İçindekiler dizisinden Bıçağın Ucu yayımlandı. 1968'de Biket İlhan ile evlendi, 15 yıl evli kaldı.
İstanbul'a dönüş
1973'te Bilgi Yayınevi'nin danışmanlığını üstlenerek Ankara'ya taşındı. Sırtlan Payı ve Yaraya Tuz Basmak'ı Ankara'da yazdı. 1981'e kadar Ankara'da kalan yazar Fena Halde Leman adlı romanını tamamladıktan sonra İstanbul'a yerleşti. İstanbul'da gazetecilik serüveni Milliyet (2 Mart 1982 - 15 Kasım 1987) ve Gelişim Yayınları ile devam etti. Bir süre Güneş gazetesinde yazan Attilâ İlhan, 1993-1996 yılları arasında Meydan gazetesinde yazmaya devam etti. 1996 yılından 2005 yılına kadar köşe yazılarını Cumhuriyet gazetesinde sürdürdü. 1970'lerde Türkiye'de televizyon yayınlarının başlaması ve geniş kitlelere ulaşmasıyla beraber Attilâ İlhan da senaryo yazmaya geri döndü.
Sekiz Sütuna Manşet, Kartallar Yüksek Uçar ve Yarın Artık Bugündür halk tarafından beğeniyle izlenilen diziler oldu.
İlk romanı Sokaktaki Adam yayımlandığında 10 roman yazmıştı. Bunlar hiç gün ışığına çıkmadı. Attilâ İlhan bunun sebebini bir söyleşide şöyle açıklıyor: "... birçok roman yazdım daha önceden. Ama neden yayınlamadım? Çok akıllıca bir sebebi vardı. Çünkü biliyorum ki yazarlar ilk romanlarında kendilerini anlatırlar. O da romancılık değildir. Günlük tutmaktır." (Düşün, Haziran 1996).
Roman serüvenine başladığında döneminin diğer yazarları daha çok yerel ve kırsal olayları, kişileri işlerken Attilâ İlhan şehir insanını Türkiye'nin yakın dönem tarihini siyasal, ekonomik ve sosyal yanlarıyla ele alan bir yapı içerisinde işliyordu. Sadece İstanbul ve İzmir gibi Türkiye'nin büyük şehirlerini, işlediği dönemin yaşam tarzını, ekonomik ve sosyal sorunlarını kahramanlarının gözüyle yansıtmakla yetinmiyor; aynı zamanda, batı kültürünün Türkiye'ye ne şekilde yansıdığını, olumlu ve olumsuz etkilerini, çizdiği karakterlerle ve Avrupa'daki şehirlerle örtüşen bir yapı içerisinde inceleniyordu.
Hazırlık ve arayış dönemi
Romanda "hazırlık ve arayış dönemi" diye nitelendirilebilecek dönemde, yayımladığı Sokaktaki Adam ve Zenciler Birbirine Benzemez'de yazarın Paris'te yaşadığı yıllara ait deneyimlerinin ve gözlemlerinin karakterlere yansıdığı görülür. Yazıldığı yıllarda Türkiye'deki Batılılaşma uğruna toplumdan kopan kişilerin bocalamaları Sokaktaki Adam'da ele alınırken, Zenciler Birbirine Benzemez'de Avrupa'da komünist ve antikomünist mültecilerle karşılaşan, hayal kırıklığına uğramış bir devrimci anlatılır. Her bölümün farklı bir karakterin ağzından aktarıldığı Sokaktaki Adam, Attilâ İlhan'ın edebiyatımıza getirdiği yeni bir söylem olarak alınabilir. Daha sonraki romanlarında da görüleceği gibi, diyalektik bir yaklaşımla işlenen olaylarda kahramanlar güçlü ve zayıf yanlarıyla okura ulaşır; birbirlerini suçlamaz ve okuyucuda ön yargı oluşturmazlar. Attilâ İlhan, Zenciler Birbirine Benzemez için şunları söylemiştir: "Kitap 'soğuk savaş'ın en belalı döneminde yazıldı, yayınlandı. Çok ikircikli bir sorunu tartışıyordum. Romanın kahramanı, İstanbul'daki ve Paris'teki 'solcu' çevrelerle düşüp kalkıyor, bunlarla ilişkilerini ve tartışmalarını anlatıyordu, her şeyi olduğu gibi yazmak, romanın yayımlanmasından vazgeçmekle eşitti. Bu bakımdan, içeriğine hafif flu bir hava verdim."
Romanın dilinin farklılığını ise yazıldığı dönem içerisinde yoğun Fransızca çalışmasına bağlayan yazar, bazı cümleleri Fransızca düşünüp Türkçe yazmıştır.
Olgunluk dönemi
Yazarın "olgunluk dönemi" diye tanımlanabilecek edebiyat süreci Kurtlar Sofrası ile başlar. Sokaktaki Adam'da ne istediğini değil, ne istemediğini bilen biri anlatılırken; Zenciler Birbirine Benzemez'de Mehmed-Ali istedikleri ile istemedikleri arasında mütereddit bir karakteri yansıtmaktadır. Oysa Kurtlar Sofrası'nda Mahmud ne istediğini çok iyi bilen bir karakteri çizer. Bu üç romanıyla Attilâ İlhan Türk aydınına farklı açılardan bakar, fikirlerini diyalektik-materyalist bir sentez içinde derleyerek Türkiye için bir sentez önerir – ki sonradan yazdığı yedi kitaplık Aynanın İçindekiler serisi de bu zemine oturmaktadır. Bıçağın Ucu, Sırtlan Payı, Yaraya Tuz Basmak, Dersaadet'te Sabah Ezanları, O Karanlıkta Biz, Allah'ın Süngüleri: Reis Paşa ve Gazi Paşa bu seriyi oluşturan romanlardır. Her romanda yer alan karakterler, Türkiye'nin tarihinde köşe başlarını oluşturmuş dönemlere ayna tutan aydınlardır. Tarihi olaylar, politik ve sosyal dengelerle ele alınır. Birbirleriyle bağlantısı olan karakterlerden her biri bir romanda ön plana çıkar ve olaylar onun gözlemleriyle aktarılır. Bu serinin bütünü irdelendiğinde yine, yazarın Türk aydınına yakın tarihimize bir bakma şansı tanıdığını ve kendi toplumcu-gerçekçi bakış açısıyla önergeler sunduğu görülür.
Ölümü
Attilâ İlhan ilk kalp krizini 1985 yılında geçirdi. Bu tarihten sonra kardiyolojik sorunları devam eden İlhan'ın 2004'ten itibaren sağlık durumu daha da bozuldu. 10 Ekim 2005'te İstanbul'daki evinde geçirdiği ikinci kalp krizi sonucu hayata veda ettiğinde 80 yaşındaydı. Tiyatro ve sinema sanatçıları Çolpan İlhan'ın ağabeyi ve Kerem Alışık'ın dayısıdır.
2003 Sertel Demokrasi Ödülü'ne layık görülmüştür. 1946 CHP Şiir Yarışması İkinciliği, 1974 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü Tutuklunun Günlüğü ile, 1974 Yunus Nadi Roman Armağanı Sırtlan Payı ile, vefatından sonra 2007 yılında kurulan Attilâ İlhan Bilim Sanat Kültür Vakfı çalışmalarına devam etmektedir.
Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Attilâ_İlhan