Muhammet URAL

Muhammet URAL
@GilGalad
Coğrafya Öğretmeni
İstanbul
83 okur puanı
Nisan 2018 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap

Muhammet URAL

, bir kitap okudu
Puan vermedi·424 syf.··
Beğendi
·
2019 34. kitabı
Jane Austen
8.4/10 · 98bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
7/10
·197 syf.··
Beğendi
·
2019 33. kitabı
. Eser okuduğum 8. Jack London kitabı. Kitabın dili ve üslubu klasik bir Jack London eseri zaten; sade, akıcı ve anlaşılır. Jack London 20. yy başında Doğu Londra'da yaşanan hayatı merak ederek sosyolojik gözlemler yapmak ve günlük hayatı gözlemlemek için kılık değiştirerek bölgeye gider. İşte kitap London'ın burada gördüklerinin raporlanmış halidir bir nevi. Zaten "Demir Ökçe" kitabında da gördüğümüz bu korkunç tabloyu burada da çok net bir şekilde göstermektedir bize London. Dönemin "süpergücü" Britanya'nın başkentinde, onca zenginliğin hemen yanıbaşında hüküm süren sefalete, yoksulluğa ve rezilliğe tanık olduğunuz zaman çok şaşıracak, deyim yerindeyse şok olacaksınız. Kitabı Dorlion Yayınlarından aldım. Aynı yayıncının "Batıda Yeni Bir Şey Yok" kitabını okuyup memnun kalmıştım. Fakat bu kitapta çıkardıkları işi pek beğenmediğimi söyleyebilirim. İmla, çeviri, baskı hataları konularına dikkat etmeleri gerekiyor. Bunların dışında kitapları uygun fiyatlara veren güzel bir yayınevi.
Edebiyat
Uçurum İnsanlarıJack London · Dorlion Yayınevi · 20204,562 okunma
10/10
·225 syf.··
Beğendi
·
2019 31. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Ekim 2019 17:30
. Bu kitaptan Harari, "Homo Deus" kitabında bahsettiğinde haberdar oldum ve okunmaya karar verdim. Savaşın epik yanlarından ziyade askerler üzerindeki psikolojik etkilerinden bahseden bu kitap Harari tarafından tavsiye edilmişti. Buradan yola çıkarak okumaya karar verdiğim bu kitapta umduğumdan çok daha fazlasını bulduğumu söyleyebilirim. Kitabı ana karakterimiz Paul Baumer'in ağzından okuyor, cephede yaşadıklarına şahit oluyoruz. Kitapta herhangi bir şekilde militarizm pompalanmamış, aslına bakarsanız savaş karşıtlığı da yapılmamış. Sadece sade ve akıcı bir dille 1. Dünya Savaşında Batı cephesinde savaşan Alman askerlerinin yaşadıkları anlatılmış. Fakat bu sade, basit anlatım bile savaşın ne kadar saçma ve acımasız olduğu üzerine derinlemesine düşünmemizi sağlıyor. Bizim normal hayatta sürekli olarak yaptığımız şeyler (yemek yemek, uyumak, yumuşak zeminde uzanmak v.b.) bile savaşta adeta ulaşılamaz bir hayale dönüşmüş, ulaşıldığında ise müthiş bir sevinç kaynağı olmuştur. Kitapta tasvir edilen gencecik askerler ölüme, acıya, hasrete ve bunun gibi bütün olgulara karşı duyarsız hale gelmiş, hatta çoğu eski normal yaşamlarına geri dönme umudunu bile tamamen kaybetmişler. Öyle ki kahramanımız Paul Baumer bile ailesinin yanına iki haftalığına izne geldiğinde huzur bulup dinlenmek bir yana daha da kederlenip sıkılıyor, çünkü bu ziyaret onda ailesine, evine ve annesine geri dönme umudunu yeniden yeşertiyor, oysa Paul Baumer geri dönebileceğini hiç düşünmüyor. Eser, Remarque'ın gerçekten 1. Dünya Savaşında savaşmış olması sebebiyle daha bir anlam kazanmış. Böylelikle anlatım daha da güçlenmiş bence. Kitabı okuduktan sonra internette yaptığım ufak bir araştırma sayesinde edebiyatımızın büyük ustası Yaşar Kemal'in bu kitabı 20.yy'ın en iyi kitabı ilan ettiğini
Edebiyat
Batıda Yeni Bir Şey YokErich Maria Remarque · Dorlion Yayınevi · 20184,059 okunma
8/10
·210 syf.··
Beğendi
·
2019 30. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Ekim 2019 21:09
. Siddharta'dan sonra okuduğum ikinci Hesse eseri oldu Bozkırkurdu. Siddhartha kadar olmasada yine de severek okuduğum bir eser oldu. Eserin dili her ne kadar anlaşılır olsada okurken dikkat ve sürekli odaklanma gerektiriyor. Ben dikkati sık dağılan bir insan olduğum için açıkçası beni biraz zorladı. Tabi bu okuyucuya göre değişen bir durum. Sözün kısası dil meselesi biraz dikkat gerektirsede pek problem değil. Kitapta ana karakterimiz Harry Haller'in iç dünyasını, toplumdan kopuşunu ve içe kapanışını okuyoruz. Karakterin içerisinde, bir yanda güzel giyinen, konuşkan, dışa dönük, insanlarla iyi ikili ilişkiler kuran, davetlere katılan "normal" bir insan olan Harry Haller var. Diğer yanda ise insanlardan ve toplumdan tiksinircesine kaçan, uzak duran, vahşi, içe kapanık, yalnız bir "bozkırkurdu" var. Bu iki karakter arasında sıkışıp kalan Haller ise, bir yanda toplumdan kaçarken, öte yandan yalnız kalmaktan delicesine korkmaktadır. Açıkçası ben Haller'i, biraz Martin Eden'a biraz da Aleksi Zorba'ya benzettim. Haller'de onlar gibi bulunduğu toplumdan koparak yalnızlaşıyor fakat onlardan farklı olarak toplumdan ebediyen kopmak ve ya kendini içki, yemek, kadın, dans vererek toplum normlarından koparmak yerine fiziksel olarak toplumla kalmaya devam ediyor, her ne kadar iç dünyasında depremler yaşasada. Böylelikle Haller'de her geçen gün içe kapanıyor ve o da kalabalıkta yalnızlaşan insanlardan birine dönüşüyor. Toparlamak gerekirse; eğer kişilerin yalnızlaşması ve yabancılaşması üzerine yazılan kitapları (Martin Eden, Yabancı v.b.) okuyup beğendiyseniz bu kitabı da kesinlikle beğeneceksiniz.
Edebiyat
BozkırkurduHermann Hesse · Yapı Kredi Yayınları · 20229,7bin okunma